Ana Sayfa Sağlık Dr. Hivren Özkol Cop: Belirsizlik yoğun bir kaygı yaratıyor

Dr. Hivren Özkol Cop: Belirsizlik yoğun bir kaygı yaratıyor

Pandeminin, sokağa çıkma yasaklarının ve sosyal izolasyonun bireyler üzerindeki psikolojik etkisini Klinik Psikolog Dr. Hivren Özkol Cop’la konuştuk. Eve kapanmanın yaratacağı psikolojik sorunları engellemek için önerilerde bulunan Cop, "Haberlere maruz kaldığınız süreleri kısıtlayın, rutinlerinize evde devam edin, sosyal bağlarınızı mutlaka devam ettirin" dedi.

Covid-19 salgını sebebiyle vaka ve ölüm oranları gün geçtikçe artıyor. Türkiye’de alınan önlemler kapsamında 65 yaş ve üstü ile 20 yaş ve altı için sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Bir çok çalışan evden çalışmaya giderken, bazıları da ücretsiz izne ayrıldı. Acil ihtiyaçlar dışında evden çıkılmaması için vatandaşlara uyarılar yapılıyor. Sosyal medyada oluşturulan “#evdekal” etiketiyle de yurttaşların mümkün olduğunca evde kalması gerektiğine dikkat çekiliyor.

Evde kalınan süreçte oluşabilecek psikolojik problemler ve bu problemlerle başa çıkma yöntemleri ile ilgili Klinik Psikolog Dr. Hivren Özkol Cop, Gazete Rüzgârlı’ya konuştu. Dr. Özkol Cop, virüsle ilgili belirsizliğin ne tür rahatsızlıklara sebep olduğundan  hastalık endişesine, duygusal ve zihinsel rahatlamaya yöntemlerinden süreç sonrası sosyal hayat adaptasyonuna kadar pek çok konuda görüşlerini dile getirdi.

“Belirsizlik yoğun kaygı yaratıyor”

Virüs salgını ile ilgili en açık olan durumun belirsizlik olduğunu belirten Dr. Hivren Özkol Cop, “İnsanın da en zor katlandığı durumlardan biri olan belirsizlik yoğun bir kaygı yaratıyor” dedi. Dr. Özkol Cop, kaygı dışında, normal rutininin değişmiş olması da birçok psikolojik sıkıntıya sebep olduğunu kaydetti.  Virüsün, korku, üzüntü, kaygı, bazen suçluluk, tükenmişlik, bıkkınlık, konsantrasyon bozukluğu ve uyku sorununa da sebep olduğunu belirten Dr. Cop, “Yaşanan şeylerin çok azını kontrol edebiliyoruz virüsle ilgili ve önlemlerini alıyoruz ama bir de kontrol edemediğimiz kısmı var” diyerek insanlar da sürecin kontrolü yitirme duygusuna da yol açabileceğini söyledi.

“Psikolojik sıkıntıları azaltan en büyük etken sosyal destek”

Dr. Cop, salgınla beraber sosyal yaşam içerisinde rutinlerin bozulduğuna ve izolasyonun getirdiği sosyal bağın sürdürülemediğine dikkat çekiyor. İlişkilerin sekteye uğradığını anlatan Cop, ”Yaşayacağınız psikolojik sıkıntıları azaltan en büyük etken sosyal destek. Olabildiğince fiziksel olarak olamasa bile, diğer yollarla sosyal bağlarımızı devam ettirmek hatta güçlendirmek bu dönemde iyi gelir” dedi.

Dr. Hivren Özkul İnsanların farklı açılarda ve düzeylerde ihtiyaçları olduğunu  ve izolasyonun sebep olduğu problemlerden daha az etkilenmek için önerilerde bulundu.

“Virüse yakalanacağım duygusunun tamamen geçmesini istemiyoruz”

Kaygının belirli bir seviyeye kadar işlevsel olduğunu, önlem almamızı, durumu anlamamızı, kendimizi ve sevdiklerimizi korumamıza sebep olan duygunun da kaygı olduğunu belirten Dr. Cop, “Virüse yakalanacağım duygusunun tamamen geçmesini istemiyoruz. Çünkü gerçekçi bir korku bu. O yüzden belirli bir seviyede olmasını istediğimiz bir duygu ama belirli bir seviyenin üstünde olduğunda zarar veriyor” dedi.

“Haberlere maruz kaldığınız süreyi kısıtlayın”

Kaygı seviyesinin artması durumunda yapılacak birkaç farklı şeyi dile getiren Dr. Cop şöyle devam etti:

“Birincisi hem izolasyon için hem de evlerde karantina için de olanlar için söylüyorum. ‘Bunun geçici bir dönem’ olduğunu unutmamak gerekiyor. İkincisi birçok şeyi kontrol edemiyoruz ama kontrol edilebilen kısmı da var. Tıp dünyasında ve bilim insanlarında geçmiş salgınlardan, bugüne kadarki bütün bilimsel gelişmelerden ciddi bir bilgi ve deneyim var. Dolayısıyla bu bilgi ve deneyim her dakika dünyada kullanılıyor. Bunu hatırlamak iyi gelebilir. Hiçbir şey yapılmıyor değil. Aslında hissettiğimiz kadar da çaresiz değiliz. Bir başka etki de, ‘Acaba virüse yakalanacak mıyım? Ne olacak?’ burada önemli olan doğru bilgiye ulaşmak. O yüzden haberleri olabildiğince güvenilir kaynaklardan  takip etmek, bir de mümkünse haberlere maruz kaldığımız süreyi sınırlamak. Bütün gün sosyal medyada bunu takip etmek de kaygıyı çok artırıyor. Dolayısıyla sınırlı bir zamanda haberlere ulaşmak önemli. Bir başka şey de duygulara biraz yer açmak gerekiyor. Korku, kaygı bunlar bize çok anlaşılır, bize çok gerçekçi o yüzden biraz onlara izin vermek, biraz yer açmak, biraz duyguları fark etmek ve mümkünse bunları paylaşmak da iyi olabilir. Bunları hissetmemek garip olurdu şu durumda. Bu duygular bazen o kadar yoğun olarak ortaya çıkıyor ki, gevşeme ve nefes egzersizleri, meditasyon gibi teknikler hem zihinsel hem de duygusal olarak o duygu yoğunluklarıyla baş etmemize yardım edebiliyor.”

“Rutinlerinize evde devam edin”

Dışarıda hayatın yavaşladığı, bu mecburi eve kapanma durumunda bireylerin içsel dünyalarına daha çok dönebildiğini ve bu yeni deneyim için merak etmenin iyi gelebildiğini dile getiren Dr. Özkol Cop, “Dışarıdaki hayatta o kadar çok koşturmanın içerisindeyiz ki evde kalabilecek kadar şanslı olanlar süreci iyi bir zaman olarak kullanılabilir. Tabii ki dışarı çıkıldığı zaman da bir adaptasyon süreci olacak ama şu önemli, eve kapanmanın getireceği psikolojik sorunları olabildiğince azaltmak gerekiyor. Mümkün olduğunca evde bir rutine devam etmek, bu her gün bir kahve içmek veya neyse önceki rutininiz mümkün olduğunca ona biraz daha devam etmek bu süreçten biraz daha az olumsuz etkilenerek geçirmeyi sağlayabilir. O yüzden sosyal iletişim, diğerleriyle iletişim, sevdiklerimizle iletişimde olmak önemlidir. Evdeyiz ve fiziksel olarak kapandık ama duygusal olarak kapanmamak daha sonrası için de önemli” dedi.

Durumun ne kadar süreceğinin belirsiz olduğunu belirten Cop, “Değişik açıklamalar var, tekrar edecek mi? Beklediğimizden daha uzun bir süre buna maruz kalacak mıyız? Bu şekilde yaşamaya devam edecek miyiz? Bunu bilmiyoruz şu anda ama bu durum bazı değişikliklere sebep olabilir. Şunu da hatırlamak gerekir, insan çabuk adapte olabilen bir varlık, dolayısıyla başlarda bize biraz daha zor gelen iletişim yöntemleri, biraz daha hayatımızın bir parçası olabilir. Beklediğimizden daha uzun bir süre kullanmak durumunda kalabiliriz ama bunlara adapte olmak içinde biraz daha zamana ihtiyacımız var” diye ekledi.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz