Ana Sayfa Politika Eğitim Sen: “İstismar insanlık suçudur, yasalarla meşrulaştırmanıza izin vermeyeceğiz!”

Eğitim Sen: “İstismar insanlık suçudur, yasalarla meşrulaştırmanıza izin vermeyeceğiz!”

Eğitim Sen, AKP’nin TBMM Başkanlığı’na sunduğu ve TBMM Adalet Komisyon’unda kabul edilen; tecavüz, işkence ve çocuğa cinsel istismardan tutuklamada “somut delil” aranması koşulu getirilmesine tepki gösterdi. Sendikanın yaptığı açıklamada "İstismarı meşrulaştırmanıza izin vermeyeceğiz" denildi.

Eğitim Sen Genel Merkezi, 4. Yargı Paketinde “katalog suçlar” kapsamına alınan tecavüz, işkence ve çocuğa cinsel istismardan tutuklamada “somut delil” aranması koşulu getirilmesine tepki gösterdi. Eğitim Sen’in konuya dair yaptığı açıklamada “Cinsel suçlarda tutuklamaları ve mahkûmiyeti görüntü, ses kaydı vb. gibi somut delil şartına bağlayan 4. Yargı Paketi ile birlikte, faillerin ceza alması zorlaştırılmış oldu. 1 Temmuz’da İstanbul Sözleşmesinin feshi, çocuk yaşta evliliklerin “aileyi koruma” adı altında meşrulaştırılmaya çalışıldığı ve cinsel suçlara affın tekrardan tartışılmaya açıldığı bu günlerde, böyle bir düzenleme ile her geçen gün daha da kötüleşen Türkiye’nin insan hakları karnesine bir zayıf daha eklendi” denildi.

Eğitim Sen Genel Merkezinin konuya dair yayımladığı açıklamada şöyle:

“4. Yargı Paketi ile birlikte, faillerin ceza alması zorlaştırılmış oldu”

“AKP’nin TBMM Başkanlığı’na sunduğu ve TBMM Adalet Komisyon’unda kabul edilen 27 maddelik Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nde, “katalog suçlar” kapsamına alınan tecavüz, işkence ve çocuğa cinsel istismardan tutuklamada “somut delil” aranması koşulu getirildi. Söz konusu yasanın çocuğa istismarda kuvvetli suç şüphesinin yerine “somut delil” aranmasını da içeren 14 maddeden oluşan birinci bölümü 8 Temmuz 2021’de TBMM Genel kurulundan geçti. Cinsel suçlarda tutuklamaları ve mahkûmiyeti görüntü, ses kaydı vb. gibi somut delil şartına bağlayan 4. Yargı Paketi ile birlikte, faillerin ceza alması zorlaştırılmış oldu. 1 Temmuz’da İstanbul Sözleşmesinin feshi, çocuk yaşta evliliklerin “aileyi koruma” adı altında meşrulaştırılmaya çalışıldığı ve cinsel suçlara affın tekrardan tartışılmaya açıldığı bu günlerde, böyle bir düzenleme ile her geçen gün daha da kötüleşen Türkiye’nin insan hakları karnesine bir zayıf daha eklendi.

Türkiye’de Cinsel suçların yüzde 46’sı çocuklara karşı işleniyor

İHD İstanbul Şubesi Çocuk Hakları Komisyonu’nun 2018’de yayınladığı rapora göre, son 16 yılda 18 yaşın altında 440 bin çocuk doğum yaptı. Cinsel suçların yüzde 46’sının çocuklara karşı işlendiği Türkiye, çocuğun cinsel istismarında dünya listesinde 3. sırada yer aldı. Bu korkunç tabloya pandemi koşulları da eklenince, çocukların okula erişememeleri, maruz kaldıkları cinsel istismar ve şiddetin fark edilmesini, destek alabilecekleri kurumlara ve aktörlere ulaşmalarını zorlaştırarak sorunu daha da derinleştirdi.

“Lanzarote Sözleşmesi AKP –MHP hükümet bloğu ve destekçileri tarafından hedef alındı”

Parlamento iradesi yok sayılarak İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı alındı ve hukuksuz bir şekilde 1 Temmuz 2021’de sözleşme feshedildi. Türkiye’nin de taraf olduğu, çocukları cinsel istismar ve sömürüden korumak amacıyla devletlere gerekli yasal tedbirler ve önlemler tanımlayan ve yükümlülükler getiren Lanzarote Sözleşmesi AKP –MHP hükümet bloğu ve destekçileri tarafından hedef alındı. Şimdi de TBMM Genel Kurulunda kabul edilen 4. Yargı paketinde yapılan söz konusu yeni düzenleme ile birlikte failler cesaretlendirilerek, kadınlar ve çocuklar savunmasız bırakıldı.

“Anayasa’nın 41. maddesi “Devlet, çocukları her türlü istismara ve şiddete karşı koruyucu tedbirleri alır” hükmüyle devlete yükümlülük getirmiştir”

4. Yargı paketinde yapılan yeni düzenleme, delillerin karartılmasına yol açacak, kadın ve çocukların şiddet tehdidi altında yaşamasına, mağdurun şikâyetçi olmasının ve etkin soruşturma yürütülmesinin zorlaşmasına sebep olacaktır. Zira katalog suçlar kapsamına alınan çocuğa istismarda ve cinsel suçlarda somut delilin elde edilmesi her zaman mümkün olmazken, bu suçlar çoğunlukla mağdurun yalnız olduğu ve herhangi bir kayıt cihazının olmadığı ortamlarda işlenmektedir.

Oysa ki, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 10. maddesine göre “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz” denilmiştir.

Yine Anayasa’nın 41. maddesi “Devlet, çocukları her türlü istismara ve şiddete karşı koruyucu tedbirleri alır” hükmüyle devlete yükümlülük getirmiştir. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’da ise “Koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için, şiddetin uygulandığı hususunda delil ve belge aranmaz. Önleyici tedbir kararı, geciktirilmeksizin verilir. Bu kararın verilmesi, bu kanunun amacını gerçekleştirmeyi tehlikeye sokacak şekilde geciktirilemez” hükmü getirilmiştir. Mevcut yasaların uygulanmaması ve kadınların ve çocukların haklarını gasp eden, daraltan söz konusu yasal düzenlemeler ile devlet, yükümlülüklerini yerine getirmemekte, bunu sağlayanlar ise anayasal suç işlemektedir.

Mevcut durumda, kadın ve çocuğa karşı işlenen suçlar ile mücadelede adli makamların vermiş olduğu skandal kararlar ortadayken, söz konusu düzenleme ile cinsel suçlarla mücadele sekteye uğratılarak, sorun daha da derinleşmiş olacaktır.

“İstanbul Sözleşmesi’nden, haklarımızdan, yaşamlarımızdan vazgeçmeyeceğiz!”

Sendikamız, ilke amaç ve prensipleri gereği ayrımcı, cinsiyetçi ve baskıcı politikaların ve uygulayıcıların karşısında olacaktır. Çocuk istismarının erken evlilik adıyla meşrulaştırma girişimlerinin arttığı, kadına ve çocuğa karşı baskı, şiddet ve istismarın yoğun biçimde devam ettiği bir dönemde, kadınların ve çocukların haklarına yönelik her türlü müdahaleye karşı mücadelesini kararlılıkla sürdürecektir. Şiddeti, tacizi, tecavüzü, istismarı meşrulaştıran yasal düzenlemeler derhal geri çekilmeli, İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı kanun hükümleri uygulanmalıdır. İstanbul Sözleşmesi’nden, haklarımızdan, yaşamlarımızdan vazgeçmeyeceğiz!”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz