Ana Sayfa Gazetecilik Gazetecilik ve basın örgütlerinden 24 Temmuz açıklamaları

Gazetecilik ve basın örgütlerinden 24 Temmuz açıklamaları

Gazetecilik ve basın örgütlerinden gelen “24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı” açıklamalarında günümüz medya koşullarına yönelik tepkiler ve AKP'nin basın özgürlüğüne yönelik saldırılarına yer verildi.

İstibdat döneminin sonu olan ve basına yönelik sansür uygulamasının sonlandırıldığı tarihe ithafen 24 Temmuz’da kutlanan “Gazeteciler ve Basın Bayramı”na ilişkin basın örgütlerinden açıklamalar geldi. Yapılan açıklamalarda, günümüzde gazeteciliğe yapılan baskılara yönelik eleştiriler dile getirildi.

“24 Temmuz’u bayram olmaktan çıkardılar”

Basın Konseyi tarafından yapılan açıklamada, “24 Temmuz’u bayram olmaktan çıkardılar” denirken, 24 Temmuz’un artık bayram olarak kutlanmasından çok uzak olunduğunu, basının özgürlüğe kavuşmasının üstünden 112 yıl geçtiğini ancak bugün ki tablonun o günleri arattığı ifade edildi. Konsey, medyanın yüzde 90’ının iktidarın kontrolü altında olduğunu, gazetecilerin ve gazeteciliğin hiçbir dönemde olmadığı kadar baskı altında olduğunu vurguladı. Basın Konseyi yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“İktidarın eleştirilmesi halinde gazetecilik ‘suç’, haber ise ‘terör’ olarak görülüyor. Bu anlayışının yargıya yansıması sonucu, haber peşinde koşması gereken gazetecilerin mesaisi adliye koridorlarında geçiyor. Sadece habercilik yaptıkları için onlarca gazeteci cezaevlerinde, tecritlerde çile dolduruyor.”

“Türkiye’nin basın özgürlüğü karnesi tam bir utanç tablosu”

Konsey’in açıklamasında, Türkiye’nin uluslararası alanda basın özgürlüğü karnesinin utanç tablosu olduğu, dünyada hapiste olan gazeteci sayısı en fazla olan ülke olduğu belirtilerek, Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke arasından 154’üncü sırada yer aldığına dikkat çekildi.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK) iktidarın hoşlanmadığı televizyonlara idari para ve ekran karartma cezaları verdiğini, Basın İlan Kurumu’nun (BİK) zorlama gerekçelerle iktidarın muhalif gördüğü gazetelerin ilanlarını kestiklerini; tirajları şişirilen yandaş gazetelere kaynak aktardıklarını savunan Konsey “RTÜK ve BİK bugün medya üzerinde ‘iktidar sopası’ görevini yapıyor” değerlendirmesini yaptı.

“24 Temmuz Basın Bayramı değil, mücadele ve dayanışma günüdür”

Gazeteciler Cemiyeti sayfasında yayınlanan açıklamada ise Başkan Nazmi Bilgin, 24 Temmuz Basın Bayramı’nın bu yıl da kaygı verici bir ortamda geçtiğini söyledi.

Açıklamada, 1946’da alınan bir kararla 1908’de 2’nci Meşrutiyet’in ilanıyla birlikte Türk basınından sansürün ilk kez kaldırılmasının “Basın Bayramı” olarak kutlanmasının kararlaştırıldığını hatırlatan Bilgin, “Bugün maalesef hapiste 90’dan fazla gazetecinin tutuklu veya hükümlü olarak bulunduğu, sansür, oto sansürün sıradanlaştığı, yaratılan korku atmosferiyle, işinden ayrılan veya ayrılma zorunda bırakılan çok sayıda işsiz gazetecisiyle, erişim yasaklarıyla, karartılan ekranları ile Türkiye basın bayramını kutlayamamaktadır” ifadelerini kaydetti.

Açıklamada 1971’e kadar 24 Temmuz’un “Basın Bayramı” olarak kutlandığını ancak daha sonra “Basın Özgürlüğü için Mücadele Günü” ilan edildiğini hatırlatan Bilgin “Bizim açımızdan bugün mücadele ve dayanışma günüdür” diye belirtti. Medyadaki sorunların basın çalışanları ile yürütme ve yasama arasındaki iş birliği ve diyalogla çözülmesinin en doğru yol olacağını belirten Başkan, “Ben dedim oldu anlayışıyla veya ülkenin en büyük medya sivil toplum kuruluşlarını, sendikaları dışlayarak, ‘sen, ben, bizim oğlan’ anlayışıyla çalıştaylar düzenlemek sorunlara çare değil, ilave problemler yaratacaktır” dedi.

“Kutlanacak bir gün olma özelliğini yitirmiş durumda”

Çağdaş Gazeteciler Derneği yaptığı açıklamada, 24 Temmuz’un kutlanacak bir gün olma özelliğini yitirdiğini belirtti ve “Basına, düşünce ve ifade özgürlüğüne karşı baskıcı uygulamalar artıkça toplum daha da suskunlaşmakta, gerçeklerin yerini yalanlar almakta, sözün inandırıcılığı ortadan kalkmakta. Nasıl ki havadaki oksijenin azalmasıyla canlılar yaşamsal özelliklerini yitirmeye başlarsa Türkiye de baskı yöntemleriyle nefessiz bırakılmakta” ifadelerinde bulundu.

Durumun sorumlusunun 18 yıldır iktidarda olan AKP olduğunun ifade edildiği açıklamada, gazetecilerin haberlerinin engellenmesinin, yönlendirilmesinin “ceza” adı altında mali baskılarla gerçeklerin gizlenerek yalanların hakim kılınmasının, sansürün anayasal bir suç olduğu vurgulandı.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz