Ana Sayfa Kültür-Sanat Ömrü mücadeleyle ve üretimle geçen isimlerin ölüm yıl dönümü: Kıvılcımlı, İlhan, Baykurt,...

Ömrü mücadeleyle ve üretimle geçen isimlerin ölüm yıl dönümü: Kıvılcımlı, İlhan, Baykurt, Refiğ, Uzun

Bugün Türkiye siyaset, edebiyat ve sinema dünyasından pek çok ismin ölüm yıl dönümü. Hikmet Kıvılcımlı, Atillâ İlhan, Fakir Baykurt, Halit Refiğ ve Mehmet Uzun, ölüm yıl dönümlerinde eserleriyle ve düşünceleriyle anılıyor. Farklı alanlarda ürün verseler de hepsinin ortak noktası mücadele etmek ve yazmaktı.

Türkiye sosyalist hareketinin en önemli isimlerinden, hem yaşadığı dönemde hem de sonrasında çok sayıda kişiyi etkilemiş olan Hikmet Kıvılcımlı, köy edebiyatının kurucularından, öğretmen Fakir Baykurt, tarihi romanlarıyla ve şiirleriyle bilinen Atillâ İlhan, Türk sinemasında ekol yaratan Halit Refiğ ve Kürt edebiyatının en etkili isimlerinin başında gelen Mehmet Uzun… Farklı yıllarda olmakla birlikte hepsinin ölüm yıl dönümü 11 Ekim.

Hepsinin ortak özelliği ise; düşüncelerinin ve üretimlerinin temeline toplumsal sorunları koymuş olmaları. Kıvılcımlı, politik mücadele ile Baykurt, İlhan ve Uzun edebiyat ile, Refiğ de sinemanın dili ile halkın sorunlarını yalnızca eserlerine taşımakla kalmadı, bireysel yaşamlarında da çözüm arayışlarının içinde aktif rol aldı. Hepsi ayrı ayrı, bağımsızlık, ulusal edebiyat ve sinema mücadelesinin simge isimleri oldu. Yaşamlarında uzun cezaevleri yılları, sürgünler, dışlanma ve devlet baskısı eksik olmadı.

Daha yakından tanımak isteyenler için, kendi alanlarında çok önemli yapıtlar vermiş ve çevresini etkilemiş bu isimlerin, düşünceleri, eserleri ve mücadele dolu yaşamları:

Mahkumiyetle geçen bir hayat: Hikmet Kıvılcımlı (1902-1971)

Hikmet Kıvılcımlı, 17 yaşındayken gönüllü olarak Kurtuluş Savaşı’na katıldı, Yörük Ali Efe çetesinde Kuvâ-yi Milliye gönüllüsü oldu, Köyceğiz Kuvâ-yi Milliye Askerî Kumandanlığı görevini yaptı. İstanbul Vefa Lisesi’nde okuduktan sonra sınavla İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne girdi. Kurtuluş, Aydınlık gibi Türkiye Komünist Partisi (TKP) yayınları yoluyla giderek komünist fikirlerle tanıştı ve 1920’lerin başında TKP üyesi oldu. Aydınlık gazetesinde 1925’de ilk yazıları yayımlanmaya başladı. Kıvılcımlı, 1925’ten hayatının sonuna kadar kadar sürekli kovuşturmalara, işkencelere maruz kaldı ve toplam 22,5 yıl hapis yattı. 1925 yılında Kürt ayaklanmaları ile çıkan Takrir-i Sükûn Kanunu çıktıktan sonra İstiklal Mahkemesi’nde yargılandı ve 10 yıl kürek cezası aldı. Kıvılcımlı, bir yıl hapis yattıktan sonra çıkan afla serbest kaldı. Vedat Nedim Tör ve Şevket Süreyya Aydemir’in 1927 yılında partiden ayrılması ve parti arşivini polise teslim etmesi ile diğer parti üyeleriyle birlikte tutuklandı ve üç ay tutuklu kaldı. Kıvılcımlı, 1929 yılında İsmail Bilen’in (Laz İsmail) İzmir Davası’ndaki provokasyonu nedeniyle 4,5 yıl yeni bir mahkûmiyet aldı.

Kıvılcımlı, 1938 yılında Nazım Hikmet’le birlikte yargılandığı Donanma Davası’nda 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı, 12 yıl yattıktan sonra tahliye oldu. Kıvılcımlı, legal Vatan Partisi’ni 1954’de kurdu. Ayrıca 1965’te Tarihsel Maddecilik Yayınları’nı kurdu ve yönetti, bu sırada Marx, Engels ve Lenin’in eserlerinden birçok çeviri yaptı ve yayınladı, Das Kapital’in ise bir bölümünü çevirdi. İşsizlik ve Pahalılıkla Savaş Derneği’ni (İPSD) 1967’de kurdu. En önemli eserleri olan Tarih Tezi kitabını 1965’te, Yol: TKP’nin Eleştirel Tarihi kitabını da 1932’de yılında yayımladı. Kıvılcımlı, ağır hastalığı nedeniyle tedavi için 1971 yılında yurt dışına çıkarıldı ve Sırbistan’ın Belgrad şehrinde 11 Ekim 1971’de yaşamını yitirdi.

Fakir Baykurt (1929-1999)

Fakir Baykurt, edebi hayatına Orhan Veli’nin izinden giderek köy hayatı temalı şiirler yazarak başladı. İlk romanı Çilli ve sonraki tüm eserlerinde anı değil, geniş dönemlerinin olaylarını işledi. Baykurt, köy edebiyatı hareketinin öncülerinden biri olurken, yazdığı kitaplara da Türkiye’deki köy hayatını devrimci bir bakış açısı ile yansıttı. Baykurt’un en önemli eseri Yılanların Öcü sinemaya da aktarıldı. Bu eserinden sonra kaleme aldığı Irazca’nın Dirliği ve Kara Ahmet Destanı ile önemli bir üçleme oluşturdu ve Atatürk’ün devrimlerinin köylere inemediğini eleştirel bir dille anlattı.

Baykurt’un Yılanların Öcü kitabı, Bakanlık emrine alındı. Baykurt ayrıca Türkiye Öğretmenler Sendikası’nın (TÖS) kurucularından olurken Türkiye Öğretmen Dernekleri Milli Federasyonu’nda da genel başkan olarak görev yaptı. Baykurt, 1969 yılında öğretmen boykotlarından dolayı açığa alındı ve istifa etti. 12 Mart 1971 askeri müdahalesinden sonra, uzun süre tutuklu kaldı ve Askeri Mahkeme tarafından uzun süre yargılanmasının ardından beraat etti. Beraatinden sonra Almanya’ya giden ve uzun süre orada yaşayan Baykurt, 11 Ekim 1999 yılında vefat etti.

Sinemaya adanmış bir hayat: Halit Refiğ (1934-2009)

Güney Kore’de 1954-55 yıllarında askerliğini yedek subay olarak yaparken ilk amatör 8 mm filmlerini çekti. Nijat Özön ile birlikte 1956’da yayımladıkları Sinema, Kim isimli dergilerde, Yeni Sabah ve Akşam gazetelerinde sinema eleştirileri yazdı. Atıf Yılmaz’ın “Yaşamak Hakkımdır” filminin asistanlığını yapan Refiğ, 1960’ta ilk filmi olan Yasak Aşk’ı çekti. Sırasıyla 1963’te Şehirdeki Yabancı, 1964’te Gurbet Kuşları, Haremde Dört Kadın, Bir Türk’e Gönül Verdim filmlerini çekmesinin ardından bu filmlerle Moskova, Yeni Delhi ve Sorrento Film Festivallerinde birçok ödül kazandı. Refiğ, Gurbet Kuşları ile 1964’te Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Yönetmen Ödülü’ne layık görüldü. 70’li yıllarda Türk sinemasının bunalıma girmesiyle televizyon filmlerine yöneldi.

İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi (İDGSA) Sinema-TV Enstitüsü’nde 1975’ten itibaren Öğretim Görevlisi olarak çalışmaya başladı. 1975’te TRT adına çektiği Aşk-ı Memnu ile TV dizilerine öncü oldu ve dikkatleri üzerine çekti. TRT’de danışman kurulunda görev aldı. TRT adına 1981 yılında Kemal Tahir’in aynı adlı romanından uyarladığı “Yorgun Savaşçı” adlı filmin yakıldığı ilan edildi. Bu film, 1993’te televizyonlarda gösterildi. 1976’da ABD’de Wisconsin Üniversitesi’nde, 1984 yılında Ohio Denison Üniversitesi’nde eğitim çalışmalarına katıldı. Öğrencileri ile birlikte The Intercessors, In the Wilderness adlı filmleri çekti. Teyzem, Hanım, Karılar Koğuşu, İki Yabancı, Köpekler Adası gibi filmleriyle yurt içinde ve dışında birçok ödül kazandı. Mimar Sinan Üniversitesi Senatosu kararı ile 1997 yılında “Onursal Profesörlük” unvanı verilen Refiğ’in 300’ü aşkın makalesinin yanı sıra araştırma yazıları ve “Ulusal Sinema Kavgası” adlı bir kitabı bulunmaktadır. Refiğ, 11 Ekim 2009’da İstanbul’da kanserden yaşamını yitirdi.

Yazmak ile geçen bir hayat: Atillâ İlhan (1925-2005)

Atillâ İlhan, İzmir Atatürk Lisesi’nde okuduğu sırada okulda tanışıp hoşlandığı bir kıza Nazım Hikmet’in şiirini mektup olarak yazdığı için okuldan atıldı. İlhan, 1941’de üç hafta tutuklu kalmasının ardından iki ay hapis cezasına çarptırıldı. Ayrıca İlhan’a tutuklu kaldığı dönemde bir daha Türkiye’nin hiçbir yerinde eğitim göremez kararı çıkması üzerine, babası büyük uğraşlar sonucunda bu kararı 1944 senesinde kaldırdı. İlhan, yazdığı “Cebbaroğlu Mehemmed” adlı şiirini amcasının kendisinden habersiz CHP Şiir Armağanı Yarışması’na yollamasıyla ikinciliğe layık görüldü. İlhan’ın 1948’de ilk şiir kitabı olan “Duvar” yayımlandı. Aynı sene İlhan, “Nazım Hikmet’i Kurtarma Hareketi”ne katılmak için Paris’e gitmeye karar verdi. Sonrasında Türkiye’ye geri dönen İlhan hakkında Gerçek gazetesinde 1951’de yazdığı bir yazıdan dolayı soruşturma açıldı ve bu olaydan sonra İlhan yeniden Paris’e gitti.

Daha sonra Ankara’ya yerleştiği dönemde İlhan, “Yaraya Tuz Basmak”, “Sırtlan Payı” ve “Fena Halde Leman” romanlarını yazdı. Ardından İstanbul’a taşınan İlhan, Gelişim Yayınları, Milliyet, Güneş, Meydan ve Cumhuriyet gibi gazetelerde uzun yıllar köşe yazarlığı yaptı. İlhan’ın yazdığı senaryolardan diziye uyarlanan “Kartallar Yüksek Uçar”, “Yarın Artık Bugündür” ve “Sekiz Sütuna Manşet”  en fazla izlenen diziler arasında yer aldı. İlhan, ilk kalp krizini 1985 senesinde geçirdi ve kalp rahatsızlığı devam etti. İlhan, 11 Ekim 2005’te İstanbul’daki evinde 80 yaşındayken vefat etti.

Mehmed Uzun (1953-2007)

Mehmed Uzun, 12 Mart Muhtırası sonrasında, 3 Mart 1972’de, solculara destek verdiği gerekçesiyle gözaltına alındı. Tutuklandıktan sonra, 28 kişi ile birlikte Diyarbakır Askerî Cezaevi’ne sevk edildi. Kürtçe okuma ve yazmayı da Musa Anter ve kuzeni Ferit Uzun’un yardımıyla öğrendi. Uzun, iki yıllık hapis süreci sonunda 1974’te uygulanan genel afla serbest bırakılmasının ardından Ankara Yüksek Teknik Öğretmen Okulu’nda eğitime başladı. Burada arkadaşlarıyla birlikte Komal Yayınevi’ni kurarak Rizgari (Kurtuluş) isimli Kürtçe-Türkçe dergiyi 21 Mart 1976’da yayımlamaya başladı. Uzun, yayımladıkları yazılarda, “bölücülük” yaptıkları suçlamasıyla tutuklanarak Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi’ne gönderildi. Uzun, duruşmada yaptığı savunmaya ve savcıya hitaben Kürtçe konuşarak anadilinin varlığını kanıtlamaya çalışmasına rağmen serbest bırakılmadı. 12 Eylül Darbesi’nin ardından Türkiye Yazarlar Sendikası’nın (TYS) kapatılması ve yazarların tutuklanması olaylarına ilişkin olarak yazdığı eleştirel yazılar yüzünden, 1981 yılında Türkiye vatandaşlığından çıkarıldı.

Uzun, 1977 yılından itibaren hayatını İsveç’te sürdürdü. Uzun yıllar İsveç Yazarlar Birliği yönetim kurulu üyeliğinde bulundu. Uzun; Türkçe, Kürtçe, İsveççe edebi çalışmalarıyla çok dilli, çok kültürlü bir yazar olarak biliniyor. Uzun, Kürtçe dilinde altı roman yazdı. Türkçede de yayımlanan “Aşk Gibi Aydınlık Ölüm Gibi Karanlık” romanı ve “Nar Çiçekleri” adlı deneme kitabı ile ilgili olarak yargılandı ve aklandı. 2001 yılında, Türkiye Yayıncılar Birliği’nin her yıl verdiği Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülü’nü aldı. Uzun, 10 Ekim 2007 günü Diyarbakır Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde mide kanseri tedavisi görürken vefat etti.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz