Ana Sayfa Yaşam Nurgül Karamert 22 yıldır umudunu kesmeden kızını arıyor

Nurgül Karamert 22 yıldır umudunu kesmeden kızını arıyor

17 Ağustos 1999’da yaşanan Gölcük Depremi’nde 12 saat enkaz altında kaldıktan sonra kurtarılan Nurgül Karamert, 22 yıldır kızı Gözde’yi arıyor. Kızının hayatta olduğuna dair birçok ipucu bulan anne Karamert, Gözdesiz geçirdiği günlerini ve mücadelesini “Gözde: Sesimi Duyan Var mı?” isimli kitabında anlatıyor. Kaleme aldığı kitap ile hem sesini duyurmaya hem de kızına ulaşmaya çalışan Karamert, “Benim çocuğumu deprem almadı birileri aldı” diyor.

Gölcük’ün Kavaklı Mahallesi Adnan Menderes Bulvarı 86’ncı Sokak’taki Uslu Apartmanı’nın 5’nci katında oturan Karamert ailesi, saatler 03.02’yi gösterdiğinde korkunç bir gürültü ve sarsıntıyla uyandı. 6 yaşındaki kızları Gözde’nin odasına girmek isteyen Karamert çifti kapıya yaklaştığı anda ikinci bir sarsıntıyla evleri yıkıldı ve Gözde’nin odasına giremedi. Asrın felaketi olarak adlandırılan bu deprem, on binlerce insanın hayatını kaybetmesine ve evsiz kalmasına sebep olmuştu.

Anne Karamert, o geceyi ve sonrasında yaşadıklarını anlattı:

“45 saniyede değişmişti her şey”

“Çok sıcak bir geceydi, aşırı bunaltıcı bir hava vardı. O gece Gözde’nin üzerinde çok sevdiği yeşil renkte, sarı çiçekli tayt takımı vardı. Odasında yatıyordu. Bir anda büyük bir uğultu duyuldu ve ev sallanmaya başladı. Gözde’ye doğru koştuk, alıp çıkacaktık fakat kapı kapandı odaya giremedik. Deprem 45 saniye sürmüştü ama bize daha uzun gelmişti. Evimiz tamamen yıkıldı, eşimle enkaz altında kaldık. O an Gözde’nin sesini hiç duymadım. Nedendir bilmiyorum büyük bir soğukkanlılıkla uyuduğunu ya da ölmüş olabileceğini düşündüm. İkimiz de Gözde’yi merak ediyor ve ağlıyorduk. Ben 12 saat eşim 14 saat enkaz altında kaldı. Yavrumu soruyorum ama yanımda tanıdığım kimse yok, yalnızım. Ailem beni 4 gün sonra bulabildi. Beni çıkaran kişiler de aileme ‘Bir çifti çıkardık ama hiç çocuk görmedik’ demişler.”

“Bir teğmen kızımı hastaneye götürmüş”

“Yürek çarpıntısıyla, acıyla, üzerinden 1,5 ay geçti. 4 Ekim Gözde’nin doğum günü. O gün bir telefon geldi. Arayan kişi komşumuzmuş hala kim olduğunu bilmiyorum. Yan binaya misafir olarak gelen bir teğmenin Gözde’yi hastaneye götürdüğünü söyledi. Önce ‘Gözde’nin fotoğrafını göreyim size boş yere ümit vermeyeyim’ dedi. Bizim evin bulunduğu yerdeki boş arsada Gözde’yi ağlarken bulmuş. ‘Ağlama ağabeyciğim anneni babanı bulacağım’ demiş. Kırığı çıkığı vardır diye hastaneye götürmüş. Elinden tutmuş, epey yürümüşler. Hiçbir yerinde yara yokmuş. Hatta yolda bir arabaya binip hastanenin aciline kadar girmişler. Teğmen de başından yara aldığı için bir ara bayılmış. 2 saat kadar baygın kalmış, ayıldıktan sonra bir bakmış Gözde yok. Kızımı bulduğu yere geri gelmiş, oradaki insanlara sormuş, her yeri aramış ama hiçbir yerde bulamamış.” 

“Komşumuzun kızı Tersane İlkokulunda görmüş”

“Bir süre sonra Tersane İlkokulunda bir kadının yanında görüldü diye bir haber geldi. Depremden dolayı Ekim ayında açılmıştı okullar. Yan binamızda 5. sınıfa giden bir kız çocuğunun kardeşiyle aynı yaştaydı Gözde. Arkadaşlardı. Onlar depremden sonra taşınmıştı. Gözdenin kaybolduğundan haberleri yoktu. Okulun bahçesinde kızımı görmüş ‘Gözde’ diye seslenince ‘Efendim Hatice Abla demiş’ ‘Annenlerde bir şey var mı, nasıllar?’ diye sorunca cevap vermesine fırsat vermeden 19 yaşlarında bir kız ile erkek arabaya bindirip götürmüşler. Fakat benim 2 ay sonra haberim oldu bu olaydan. Okula gidip öğrencilere öğretmenlere okul müdürüne sorduk. Çocukların hepsi ‘Evet buradaydı’ dedi ama öğretmenler ve okul yönetimi “Böyle bir öğrencinin kaydı yok’ dedi. Oradan da elim boş döndüm.”

“Bir albay kızımı himayesi altına almış”

“Yine 10 yıl sonra çıktığım bir televizyon programından sonra bir albayın kız kardeşi ulaştı. Gölcük’teki askeriyede görev yapıyormuş fakat şu an yaşamıyormuş. Deprem olduğu sırada askeriyenin içindelermiş. Albay, bir gün ablasıysa telefonda konuşurlarken ‘Depremin olduğu gece sokakta, 6 yaşında Gözde adında ağlayan bir kız çocuğu buldum’ demiş. Beni de programda izlerken tarife uyduğunu fark ederek ulaşmış. Deprem olduğunda oğlu 18 yaşlarında oluyor. Oğlunun da ifadesi alındı. ‘Ben kızı görmedim ama babam bana bir kız çocuğu buldum himayeme aldım’ diye anlattı diyor. Sonra o Albay Gürcistan’a gitmiş yine bir evlilik yapmış. Bir kız bir erkek çocuğu olmuş, sonra ölmüş. İlk eşinin defalarca ifadesi alındı ama hiçbir şey bilmediğini söylüyor. Ama ben kadına asla inanmıyorum. Her şey bu kadar açık ve net iken ne evlendiği kadınlar bildiğini söylüyor ne de Gözde’yi bulabiliyoruz.”

“Mezarlar açıldığında gözlerim hep yeşil taytını aradı. Ufak bir bez parçası aradım bütün mezarlarda”

“Mezarlar açıldığında hepsine baktım. Kıyafetleriyle gömülmüşlerdi, 20 yıl boyunca hiç çürümemiş olduğu gibi duruyordu. Gözünden sakındığın evladının kemiklerini bir torbaya topluyorlar. Bir anne için bundan daha ne zor olabilir. Tek tek baktım mezarlara gözlerim hep yeşil taytını aradı. Ufak bir bez parçası aradım bütün mezarlarda. İki kere yaşadım bu travmayı. Aylarca kendime gelemedim.”

“Onun kalp atışını, nefes aldığını, bu dünyada olduğunu hissediyorum”

“Yaşadığına hep inandım. Anneliğin verdiği his çok kuvvetli derler gerçekten de öyle. Ben çocuğumun yaşadığına inanmak için yapmıyorum bunları. Onun kalp atışını nefes aldığını bu dünyada olduğunu hissediyorum. Daha nasıl tarif ederim bilmiyorum. Yıllarca her yerde aradım yavrumu, çok mücadele ettim. Hala umudum var. Son nefesime kadar da çabalayacağım.”

“Benim çocuğumu deprem almadı birileri aldı”

“Ablam da depremde kızını kaybetti, 4 gün sonra bulabildi. Cenazesini aldıktan sonra 4 saat kucağında getirdi. Kızını kaybettiği için umudu kalmadı ama hala telefon çalsa kapı çalsa ‘Aysel mi geldi diye düşünüyorum. Ben kızımı kaybettiğim halde umudumu kesemedim sen nasıl dayanıyorsun’ diyor. Benim çocuğumu deprem almadı birileri aldı. 3 çocuğum var üçünü bir arada göremedim. İnşallah bir gün nasip olur görürüm.”

“Bir anne olarak çocuğum ölmüşse de mezarını istiyorum. Bitecekse umudum bu şekilde bitsin”

“22 yıl bitecek hala uğraşıyorum. Kitabın adını bile Gözde: “Sesimi Duyan Var mı?” koydum. Gerçekten kimse sesimi duymadı. Tek başıma gücüm yetmiyor. Kitapta yaşadıklarımı anlatım fakat yazdıklarımın on katını yaşadım. Destek istiyorum. Yıllarca bütün deprem kayıpları için ekip kurulsun istedim. Yalnızca Gözdem için değil. Resmi kayıplara göre kabul edilen 21 kayıp var. Benim maddi manevi hiçbir gücüm yok. Devletten yardım istiyorum. Neden bir ekip kurulmadı neden kimse elimden tutmadı? Mezarları açtıramıyorum çünkü o kadar maddi gücüm yok. Daha önce talep ettiğimizde çok masraflı olduğu için yapılmadı. Adli Tıp’ta DNA testini ücretsiz yapamayız dedi. Deprem kayıpları neden yok sayılıyor?

Hangi yöntemle kızımı arayıp neler yapacağımı bilemiyorum artık. Belki ölmüştür onu da bilmiyorum. Ama ben bir anne olarak çocuğum ölmüşse de mezarını istiyorum. Bitecekse umudum bu şekilde bitsin. Her gece kafamı yastığa koyduğumda ‘Yarın artık ne yapabilirsin Nurgül? Bak bugün de olmadı’ diyorum.”

“Bir takipçi bile umut benim için. Kitabımın yayılması için destek bekliyorum”

“Sosyal medyadan sesimi duyurmaya çalışıyorum. Bir takipçi bile umut benim için. Gölcük’te hala bu olayları bilmeyen bir sürü insan var. Herhangi bir maddi kazanç ya da reklam derdinde değilim. Yalnızca kitabımın daha büyük kitlelere ve tüm Türkiye ye yayılmasını istiyorum. Maddi imkânım olsa binlerce alabilsem kapı kapı gezip dağıtsam. Tanımadığım insanlara bile göndermek istiyorum. Bütün internet sitelerinde var şu an. Kitapçılarda da yayılsın istiyorum. Belki Gözdeme ulaşır diye umut ediyorum ya da hatırlayan birileri olur.”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz