Ana Sayfa Kültür-Sanat Sanatın derin yolculuğu: Ağaç kökleri sanat eserine dönüşüyor

Sanatın derin yolculuğu: Ağaç kökleri sanat eserine dönüşüyor

Doğanın sesi olan sanatı bilinçdışı ile bütünleştiren insanların ortaya koyduğu terapötik bir yaklaşımdır dışavurumcu sanatlar. Kimi bireyler, dışavurum mekanizması olarak sanatı kullanır. Sanat, bir düşünceyi icra eden bireyin fikirlerini, düşüncelerini, ruhsal çöküntülerini ve içsel problemlerini dış dünyaya yansıtır. Doğadan ilham alarak eserlerine hayat veren Resim ve Heykel Sanatçısı Şeyda Turgut ile konuştuk.

Resim ve Heykel Sanatçısı Şeyda Turgut ile sanata dair harika sohbetimize buyrun:

“İnsanlar hayallerle değil, hayaller insanlarla yaşar”

“Eğitim hayatım zorlu bir süreçti. Birtakım problemlerden dolayı üniversite hayatımı da ötelemek zorunda kaldım. Lisansımı resim öğretmenliği alanında, yüksek lisansı ise psikoloji alanında tamamladım. Ailem her zamana başka bir alana yönelip, farklı meslek dalı ile uğraşmamı istedi. Üniversite hayatımı noktaladıktan hemen sonra yaptığım çalışmaları görünce işimi kabullendiler.

İş kurma vizesi alıp bir hayalimi daha gerçekleştirmek adına İngiltere’ye taşındım. Ben gittikten bir süre sonra pandemi baş gösterince kısa süre sonra ailemin yanına geri döndüm.

İlkokul döneminde bir gün resim dersinde suluboya ile çalışma yapacaktık. İçine kapanık bir çocuk olduğum için fırçam olmadığını söyleyemedim. Arkadaşlarım resmi fırça yardımıyla yaparken ben parmaklarımla çizim yapmaya başladım. Ders çıkışı öğretmenim beni yanına çağırarak ileriye dönük hayallerimi sordu. Parmaklarımla yaptığım çalışma öğretmenimin dikkatini çekmiş olmalı ki beni resmin kursuna göndermek istediğini söyledi. Öğretmenimin bu talebini ailem kabul etmedi. Bundan dolayı üniversiteye kadar sanat alanında herhangi bir eğitim almadım. Bu beni yıldırmadı. Ardından kendi kendimi geliştirerek, çizim yapmaya başladım. Elim kalem tutmaya başladığından bu yana çizimler yapıyorum.

“Resim benim ifade dilim”

Resim benim ifade dilim olmaktan çok hayatımın önemli bir parçası. Ben konuşmak dışında resim çizerek de bilincimde ya da bilinçdışımda olan her şeyi dışa vurabiliyorum. Duygularımızın belki de farkında bile olmadığımız düşüncelerimizin dışavurumu olarak yorumluyorum.

Sanatı doğa ile harmanlama zamanı

Ağaç kökleri arasına heykeller yapma fikri yaratıcılığımı büyük ölçüde etkiledi. Ağaçlık alanlar her zaman dikkatimi çekmiştir. O ağaç kökünü ilk gördüğüm anda o portre zihnimde canlandı. Uygulamaya geçmem biraz zaman alsa da bir gün vakit ayırıp yaptım, sonra da başka bir ağaç kökünün altına başka bir figür yaptım. Yaptıkça zihnimde yeni figürler beliriyordu sanki. Doğanın kontrol edilemez olması ve spontanlığı bana çok şey kattı. Sanatın taşla toprakla iç içe olması da insanlar tarafından çok iyi geri dönütler almama neden oldu.

Sanatta beni yönlendiren etken “bilinçdışı”

Heykelleri meyve bıçağı ile yaparak çay kaşığı yardımıyla şekil verdim. Heykel sanatına ellerimiz yardımıyla şekil veriyoruz, en önemli araç bu. Ufak detaylar ise yontma yardımıyla düzeliyor. Heykel sanatında kullandığım özel bir teknik yok. Doğada zaten aradığımız birçok şeyi bulabiliyoruz, her malzemenin alternatifi mevcut.

Beni yönlendiren bilinçdışı süreçler de oluyor. Mesela yaşadığım olaylar, deneyimler gibi. Bunları heykel ve resim sayesinde dışa aktarıyorum. Bir nevi doğa ile sanatı birleştirip terapötik etkisi olan yaratıcı eserler ortaya çıkarıyorum.”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz