Ana Sayfa Eğitim YÖK’ün “yapısal” kararlarının ipuçları: Uzaktan eğitim ve yabancı öğrenciler için teşvik artabilir

YÖK’ün “yapısal” kararlarının ipuçları: Uzaktan eğitim ve yabancı öğrenciler için teşvik artabilir

Yükseköğretim Kurulu’nun geçtiğimiz günlerde Covid-19 sürecinden yola çıkarak “yenilikçi ve yapısal” kararlar aldığı açıklandı. Kararların ne olduğu henüz kamuoyuyla paylaşılmadı ancak ilk açıklama, bir süredir yürütülen çalışmaların ipuçlarını taşıyor.

Yükseköğretim Genel Kurulu üyeleri, geçtiğimiz günlerde salgın sürecindeki yükseköğretime ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundukları bir toplantıda bir araya geldi. YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç’ın twitter hesabından yaptığı açıklamaya göre, yükseköğretimde son dönemlerdeki kazanımları kaybetmemek ve üniversiteleri salgın sürecine hazırlamak için “yenilikçi ve yapısal” değişiklikleri barındıran kararlar alındı. Bu kararların ne olduğu henüz açıklanmadı ancak “süreç” ve “yabancı öğrenci” vurguları, yeni döneme ilişkin planları işaret ediyor.

YÖK uzaktan eğitimden memnun

YÖK’ün pandemi sonrası sürece uyum sağlamak üzere aldığı kararlardan birinin de “uzaktan eğitim” alanında olabileceği düşünülüyor.

Üniversitelerde salgın nedeniyle 16 Mart’ta ilk olarak 3 haftalığına eğitime ara verilirken, daha sonra salgının seyri nedeniyle bütün bir dönem uzaktan eğitime geçme kararı alındı. Bu süreçte ülkenin her yerindeki kurum, akademisyen ve öğrenciler uzaktan eğitime uyum sağlama sınavı verdi. Eğitim materyallerine erişimden, sınavlara; uzaktan eğitimle verilemeyen uygulamalı derslerden, çevrimiçi derslerin niteliğine çok sayıda sorunla karşılaşıldı. Ancak üniversitelerin durumu gözardı edildi ve YÖK’ün 3 Mayıs’ta yayımladığı “Bir aylık uzaktan öğretim” raporuna oldukça olumlu yansıdı.

Çalışma kapsamında 127’si devlet ve 62’si vakıf olmak üzere 189 üniversiteden gelen veriler değerlendirilerek analiz edildi. Rapora göre, birçok üniversite kısa süre içerisinde gayret göstererek çalışmalarını tamamladı.189 üniversiteden 121’i 23 Mart’ta, 41’i 30 Mart’ta, 25’i de 6 Nisan’da uzaktan eğitim uygulamalarına başladı.

Raporda, üniversitelerin bahar dönemindeki derslerin yüzde 90,1 oranında uzaktan eğitim olarak açıldığı, bu derslerin yüzde 22’sinde “canlı sınıf” uygulamasının kullanıldığı bildirildi. 2019-2020 eğitim ve öğretim yılı bahar döneminde üniversitelerde verilen toplam ders sayısı 736 bin 341 iken küresel salgın sonrası 663 bin 808 ders uzaktan eğitim kapsamında açıldı.

Üniversitelerin tamamına yakını (yüzde 99,2) teorik derslerini, yüzde 89’u ise uygulamalı derslerin teorik kısımlarını uzaktan eğitim yöntemiyle yürütmeye başladı. Ayrıca, üniversitelerin yüzde 75’inin, uygulamalı derslerden uygun olanları uzaktan eğitim yoluyla verdiği görüldü. Üniversiteler, ara sınavların ölçme ve değerlendirmesini yüzde 90,5 oranında ödev, yüzde 83,1 oranında ise proje yoluyla yapma kararı aldı.

Uzaktan eğitimin payı artırılabilir

Türkiye’de ilk kez bu denli geniş bir kitlenin deneyimlediği uzaktan eğitim sonucunda yeni yöntemler uygulanmaya başladı. Uzaktan eğitim sisteminin raporlara “başarıyla uygulandı” şeklinde yansıması salgından sonra “eğitimde yeni düzenleme yolda mı?” sorularına yol açtı.

Bu doğrultuda YÖK’ün aldığı kararlardan birinin, halihazırda açıköğretim fakültelerinde uygulanan uzaktan eğitim sisteminin yaygınlaştırılması olabileceği düşünülüyor. Yüz yüze eğitimin içine uzaktan eğitim derslerinin eklenmesinin yanında “uzaktan üniversiteler”in ortaya çıkması ihtimali de değerlendiriliyor.

İlgililerin, bu konuda yapılması düşünülenlere ilişkin tahminleri de şöyle:

  • Varolan açıköğretim fakültelerinin kontenjanlarını yükseltmek,
  • Açıköğretim fakültesi sayısını artırmak,
  • Mümkün olan bölümlerde “uzaktan öğretime” geçmek,
  • Mümkün olan bölümlerde örgün öğretimin yanı sıra “uzaktan öğretim” programları da açmak,
  • Örgün öğretimdeki derslerin bir bölümünü uzaktan öğretim sistemine taşımak,
  • Mümkün olan dersler için sınavları uzaktan öğretim yöntemleriyle yapmak.

Fırsat eşitliği sağlayan bir kurum olarak sunulan açıköğretimin ve “uzaktan üniversitelerin” yaygınlaşması durumunda olabilecekler ise endişe verici. Buna göre süreç üniversite mezunu sayısıyla birlikte üniversite mezunu işsiz sayısının da artmasına, bazı üniversitelerde öğrenci kontenjanı azaltılarak buna bağlı olarak ideolojik saldırılarla da akademisyen kadrosunun düşürülmesine; “Her mahalleye bir üniversite” uygulaması sonucu açılmasına rağmen yeterli binası olmayan, bu nedenle öğrenci bulamayan üniversitelere talebin yükselmesine yol açabilir.

Yabancı öğrenci telaşı

Prof. Dr. Saraç, yaptığı paylaşımlarda şunları belirtiyor:

“Önümüzdeki günlerde, başta yabancı uyruklu öğrenci sayımızdaki olağanüstü artış olmak üzere yükseköğretimimizin son dönemlerdeki kazanımlarını kaybetmemek ve üniversitelerimizi bu küresel, yeni ve zor sürece hazırlamak için aldığımız ‘yenilikçi ve yapısal değişiklikleri’ de barındıran nitelikteki kararlarımızı açıklayacağız.”

Saraç’ın açıklamasında da değindiği üzere, Türkiye’de yabancı öğrenci sayısının artması “kazanım” olarak değerlendiriliyor ve son yıllarda bu artışı sağlamak için yeni kararlar alınıyor. Yabancı öğrencilerin sayısını yükseltmeye yönelik en son adım ise 6 Nisan 2019’da atılarak devlet ve vakıf üniversitelerinin en fazla yüzde 50’sine kadar yurtdışından öğrenci kabul etme sınırı kaldırıldı.

Ancak YÖK Genel Kurulu’nun son toplantısından da anlaşıldığı üzere, bütün dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgınıyla birlikte yurtdışı kaynaklı öğrenci kapasitesinin de olumsuz etkilenmesinden endişe ediliyor.

Peki yüksek “yabancı öğrenci” kontenjanı Türkiye için ne anlama geliyor?

 154 bin yabancı öğrenci var

Türkiye ilk kez 1982 yılında yükseköğretim alanında iş birliğine yönelik mutabakat zaptı imzaladı. 2014’e gelindiğinde 15 ülke ile mutabakata varıldı ve 2015’te de ilk kez “Yükseköğretimde Uluslararasılaşma Strateji Belgesi” hazırlandı. Böylece yabancı uyruklu öğrenci sayısı 2014’te 48 bin 183 iken 2018’de yaklaşık üç kat artmış olarak 123 bin 318’e yükseldi. 6 Nisan 2019’da yüzde 50 sınırının kalkmasıyla yabancı öğrenci sayısı son olarak 154 bin 505’e ulaştı.

YÖK Başkanı Saraç, üniversitelerde uluslararası öğrenci mevcudunu artırırken nitelik kaybını engelleme çabalarını sık sık dile getirmeyi de ihmal etmedi. Ancak eğitim çevrelerinde yabancı öğrencilerin artışı sebeplerinden birinin, bizzat üniversitelerin niteliksizleşmesi olduğu yorumları eksik olmadı.

AKP’nin “her mahalleye bir üniversite” politikasıyla açılan bazı üniversiteler Türkiye uyruklu öğrenci bulmakta zorlanırken, kontenjanı yabancı öğrenciler doldurdu.

İlk üç: Suriye, Azerbaycan, Türkmenistan

Uluslararasılaşmayı hedefleyen Türk üniversitelerine en çok Asya ve Afrika ülkelerinden öğrenci geliyor. Batı Avrupa ve Amerika ülkelerinden gelen öğrencilerin sayısı Almanya dışında oldukça düşük. Türkiye kökenli yurttaş nüfusu fazla olan Almanya’dan ise 4 bin 378 öğrenci Türkiye’de okuyor.

Türkiye’de üniversite öğrenimi gören yabancı uyruklu öğrencilerde ilk üç sırayı ise şu ülkeler oluşturuyor:

  • Suriye: 27 bin 34 öğrenci
  • Azerbaycan: 19 bin 383 öğrenci
  • Türkmenistan: 17 bin 571 öğrenci

Yabancı öğrencilerin çoğunlukla Türk-İslam coğrafyasından olması din ve ırk temelli sağcı politikaların desteklenmesiyle ilişkilendiriliyor.

Şu anda 3 milyar dolar, hedef 15 milyar dolar

Yabancı uyruklu öğrencilerin Türkiye’de eğitim almasının desteklenmesinin en önemli sebeplerinden biri de sermaye. Dünya genelinde gittikleri ülkeye ortalama 40 bin dolar bırakan uluslararası öğrenciler “pazar” olarak görülüyor. Toplam öğrenci sayısı 2020 itibariyle tüm dünyada 7 milyon kişiye ulaşırken bu hareketliliğin getirisi 300 milyar dolar oldu.

Türkiye bu toplam içinden yüzde 0,9 ile yüzde 1,5 arasında değişen oranlarla öğrenci alarak, yaklaşık 3 milyar dolar gelir elde ediyor. Yabancı öğrenci sayısını artırma çabaları hükümetin 2023 hedefleri arasında da yer alıyor ve buradan elde edilen gelirin 15 milyar dolara çıkartılması hedefleniyor.

Sayı düşecek endişesi

Öte yandan çeşitli kurum ve kuruluşlar tarafından yabancı öğrencilere binlerce liralık burs sağlanıyor. Bunun ülkeye bir yük olup olmadığı tartışmaları bir yana Covid-19 salgını nedeniyle yabancı öğrencilere burs verilmemesi gündemde. Salgın sırasında ülkesine dönmeyi başaran öğrencilerin okulu bırakabileceği, Türkiye’de eğitim görmek için ilk kez başvuru yapacak öğrenci sayısının ise düşebileceği konuşuluyor. Yabancı öğrenci sayısının Uluslararası öğrencilere burs sağlayan Türkiye Bursları’nın yaptığı açıklamada ise şu ifadeler yer alıyor.

“COVID-19 salgının önümüzdeki aylarda kontrol altına alınabileceğine duyulan inançla, daha önce Türkiye Bursları internet sitesi üzerinden ilan edilen uygulama takvimi çerçevesinde 2020 Türkiye Burslarına yapılan başvuruların değerlendirme işlemlerine devam edilmektedir. Ancak salgının olumsuz etkileriyle birlikte Türkiye Bursları uygulama takviminde birtakım aksamaların yaşanabileceği öngörülmektedir.

Değerlendirme işlemleri neticesinde yapılması planlanan mülakatlar öncesinde, salgının seyrine ilişkin çalışmaları dikkatle takip edilen Dünya Sağlık Örgütü’nün değerlendirmeleri dikkate alınacak, hangi ülkelerden öğrenci kabul edilebileceğine ilişkin Sağlık Bakanlığımız ve Dışişleri Bakanlığımız ile koordineli çalışmalar yürütülecektir.”

Burslar ve teşvikler artırılabilir

Bütün bu gelişmeler arasında YÖK’ün açıklayacağı “yenilikçi ve yapısal” kararları arasında yabancı öğrencilere yönelik imkanları artırıcı şu tür projelerin olabileceği tahmin ediliyor:

  • Sınav ve puan şartlarını hafifletmek,
  • Kontenjanları yükseltmek,
  • Nakit bursları artırmak,
  • Barınma ve beslenme yardımlarını artırmak,
  • İstihdam destekleri vermek,
  • Harç ve benzeri ödemeleri düşürmek,
  • Çalışma ve oturma izinlerini kolaylaştırmak.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz