Birleşmiş Milletler Göç Ağı, pandemi sebebiyle göçmenlerin zorla geri gönderilmesinin endişe yarattığını açıkladı. Ağ, göçmen ve toplulukların sağlığını korumak ve statüden bağımsız olarak tüm göçmenlerin insan haklarını korumak için salgın sırasında zorunlu geri dönüşleri askıya almaları için devletlere çağrı yapıyor. Pandemi sürecinde Edirne sınır kapısına akın eden Suriyeli göçmenler konusunda kötü bir tablo çizen Türkiye’nin ise 1 Haziran’da normalleşme planı kapsamında sınır dışı işlemlerini yeniden başlatacağı açıklandı. Oysa BM yetkilileri Orta Doğu’da hız kesmeyen çatışmalar sebebiyle Türkiye’nin daha fazla mülteci alması gerektiğini söylüyor ve göçmen hareketliliğinin minimalize edilmesi gerektiğini belirtiyor.

Hareketlilikten en çok etkilenecek gruplardan çocuklar için risk büyük. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) ise AKP İstanbul Milletvekili Serap Yaşar’ın raportörlüğünde kayıp mülteci çocukları ele almıştı. Raporda, bu çocuklar için tüm üye ülkelerin acil sorumluluk alması işaret edilmişti.
Çocuklarda mülteci ve göçmenlik statülerine bakılmamalı
AKPM’nin “Avrupa’da Kayıp Mülteci ve Göçmen Çocuklar” başlıklı raporunda, konunun acil olduğu ve parlamenter bir kampanya yapılması gerektiği belirtilmiş, üye ülkelere de organ mafyasının eline düşen, cinsel istismara maruz bırakılan kayıp mülteci ve göçmen çocuklarla ilgili iş birliği çağrısı yapılmıştı.
Çalışmadan satır başları şöyle:
“Statülerine bakılmaksızın tüm mülteci ve göçmen çocuklara en yüksek koruma sağlanmalıdır.
Çocuk göçmen ve mültecilerin temel hak ve ihtiyaçları karşılanmalı ve çocuklar hiçbir şekilde gözaltına alınmamalıdır.
Mülteci ve göçmen çocuklar mümkün oldukça aileleri ile birlikte yerleştirilmelidir.
Polis ve çocuk koruma kurumları kayıp çocuk mülteci ve göçmen vakalarına cevap verecek şekilde eğitilmelidir.
Okullar, kabul merkezleri ve mülteci ve göçmen çocukların barınmasından ve ihtiyaçlarının karşılanmasından sorumlu olanlar, çocuk kaybolduğunda çocuk koruma kurumları ve polisi hemen bilgilendirmelidir.
Basılı, görsel-işitsel ve sosyal ağlar da dâhil olmak üzere ulusal ve bölgesel medya, mülteci ve göçmen çocukların ortadan kaybolması ile ilgili duruma karşı uyarılmalıdır.
Kaybolan çocuk mülteci ve göçmenler, Interpol’ün sarı bültenlerine dâhil edilmeli ve Schengen Bilgi Sisteminde ihbar konusu yapılmalıdır.
Kayıp çocukları bulmaya yardım eden sivil toplum kuruluşları çalışmalarında desteklenmeli; bu çalışmalar engellenmemeli veya yanlış kullanılmamalıdır.
Mülteci ve göçmen çocukların kaybolmasını engellemek için gerekli mali fonlar sağlanmalıdır.
Belgesiz göçmen çocukların yetkililerle ilk temasında etkin ve uygun bir yöntemle kayıtları yapılmalı ve isim, doğum yeri ve tarihi, ebeveynlerinin adı, biyometrik yüz resmi, dijital parmak izi ve diğer tanımlayıcı bilgileri kaydedilerek kimlik tespiti yapılmalıdır.
Kayıp kimlik belgeleri, Interpol’ün Çalınmış ve Kayıp Seyahat Dokümanları veri tabanına kaydedilmelidir.
Fiziksel ve zihinsel engeli kendisini ifade etmesini engelleyen çocuklar dâhil bilhassa özel ihtiyaçları olan belgesiz mülteci ve göçmen çocuklara, uygun görülen özel, kişiye özgü tıbbi ve psikolojik bakım verilmelidir.
Mülteci ve göçmen aileleri birleştirme amacıyla, ebeveynlerin veya diğer aile üyelerinin bulunması için aktif araştırma yapılmalıdır.
Refakatsiz çocuk mültecilere ve göçmenlere vasi atanmalıdır ve atanan vasilere, çocuk kaybolduğunda hemen çocuk koruma hizmetleri ve polisle bağlantı kurmaları için etkin ve kolay erişilebilir bir mekanizma (yardım hatları gibi) sağlanmalıdır.
Cinsiyete duyarlı politikalar geliştirilmeli ve cinsiyete duyarlı tesisler mülteci ve göçmenler için hazır edilmelidir.”
UNICEF de uyardı: Okulun bırakılması başka riskleri doğuruyor
UNICEF’in pandemi koşullarındaki çocukların durumu için yaptığı son açıklamada şöyle denilmişti:
“Dünya genelinde yerlerinden edilmiş pek çok çocuk için okula gitmek, salgından önce de bir güçlük teşkil ediyordu ve hatta bir kısmı için bu, imkansızdı. Okul çağındaki tüm mülteci çocukların yarısından da azı okula kayıtlıydı ve ortaokul seviyesinde her 4 çocuktan 1’i okulu bırakmaktaydı. Okulların kapanmasıyla birlikte bazı çocuklar okulda yedikleri yemeklerden veya okulun sunduğu temiz suya erişimden de mahrum kalmıştır. Aileler daha fazla sosyoekonomik güçlükle karşılaştıkça çocukların ihmal, istismar, toplumsal cinsiyet temelli şiddet ve çocuk yaşta evlilik vb. tehlikelere maruz kalma riski de artmaktadır. Ayrıca virüs, sınırları aşarak korku salmaya devam ederken çocuklar damgalamaya daha fazla maruz kalabilir ve bu, beraberinde ön yargıyı da arttırabilir.”
Kayıtlı Suriyeli sığınmacıların yüzde 46’sı çocuk
Uluslararası Göç Örgütü’nün son verilerine göre, yerinden edilen insan sayısı dünya nüfusunun yüzde 3,5’ine denk gelen 272 milyonu buldu. UNICEF’in son açıklamasına göre ise “sadece çatışmalar sebebiyle” yerinden edilen çocuk sayısı 30 milyonun üzerinde. BM kayıtlarında ise 2014 ile 2018 yılları arasında dünya çapında her gün bir kayıtlı göçmen çocuğun kayıp veya ölü olarak bildirildiği yer Türkiye, sadece yaşayan 3,5 milyonun üzerinde Suriyeli ile en çok sığınmacının yaşadığı ülke konumunda. Yapılan son açıklamalara göre; “geçici koruma altındaki Suriyeli” sayısı bir önceki aya göre 4 bin 195 kişi azalarak toplam 3 milyon 583 bin 584 kişi olarak kaydedildi. Bu kişilerin 1 milyon 680 bin 214’ünü (yüzde 46,8) çocuklar oluşturuyor.





