Ana Sayfa Bilim Salgın yönetilemeyince “Toplum Bilimleri Kurulu” kuruldu: İçinde ilahiyatçılar ve mühendislik bilimlerinden de...

Salgın yönetilemeyince “Toplum Bilimleri Kurulu” kuruldu: İçinde ilahiyatçılar ve mühendislik bilimlerinden de isimler var

Meslek örgütlerinin dahil edilmediği salgının bilimsel yönetim süreçleri, Bakanlık tarafından oluşturulan Toplum Bilimleri Kurulu ile sürdürülecek. Kurul, “pozitif bilimlerin sınırlayıcı yapısının ötesine geçecek” çalışmalar yapacak.

Bilim insanlarının çalışmalarını bilimsel ve akademik teamüllere aykırı bir şekilde kısıtlayan Bakanlık “Bilgiye ihtiyacımız olduğu kadar, fikre ve sezgiye de ihtiyacımız var” diyerek Toplum Bilimleri Kurulu oluşturulduğunu açıkladı. Kurul, “pozitif bilimlerin sınırlayıcı yapısının ötesine geçecek” çalışmalar yapacak.

“Yeni toplumsal algıyı” din, makine ve iktisat profesörleri kuracak

Koronavirüs salgınında sosyoloji, iletişim, psikoloji, din sosyolojisi, istatistik gibi alanlarda çalışacakları açıklanan Toplum Bilimleri Kurulu ilk toplantısını 8 Haziran’da Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca başkanlığında yaptı. Toplantıda pandeminin “kontrollü sosyal hayat” adını verdikleri ikinci safhasına geçildiğini hatırlatan Bakan Koca, bu dönemde ortaya çıkan toplumsal sıkıntıların farkında olduklarını söyledi. Koca, Kurul’un amacını şu sözlerle açıkladı: “Pozitif bilimlerin sınırlayıcı yapısının ötesinde, yaratıcı dinamikleri hesaba katan toplum bilimleri mensuplarını salt bir bilim kurulu olarak değil, bir beyin fırtınası grubu olarak da görme eğilimindeyiz.”

Kurulun alacağı karar kamuoyu ile “gerektiğinde” paylaşılacak

“Normalleşme” döneminde insan ve toplum davranışlarının ne olacağına dair öngörüyü hedeflediklerini açıklayan Koca, “Bilgiye ihtiyacımız olduğu kadar, fikre ve sezgiye de ihtiyacımız var. İnsanın ve toplumun davranışı ne olacak? Bunun öngörüsü son derece kıymetli. Bu yeni aşamada, salgına karşı kolektif davranış paydasının, ana motivasyon unsurunun irdelenmesine ihtiyaç duyuyoruz” dedi. Toplum Bilimleri Kurulu’nun alacağı kararların ise kamuoyu ile “gerektiğinde” paylaşılacağı ifade edildi. Kurulu oluşturan üyeler arasında şu isimler var:

Prof. Dr. Erol Göka- Akil insan, Psikiyatrist, Yenişafak Gazetesi yazarı

Prof. Dr. Kemal Ataman-Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din Sosyolojisi

Prof. Dr. Nuran Yıldırım- Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Etik

Prof. Dr. Mustafa Necmi İlhan- Gazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi Dekanı Halk Sağlığı

Prof. Dr. Veysel Bozkurt – İstanbul Üniversitesi İktisat Sosyolojisi

Prof. Dr. Teyfik Demir -TOBB ETÜ Makine Mühendisliği

Prof. Dr. Bülent Çaplı -Bilkent Üniversitesi İletişim ve Tasarım

“Korkunun yaptırım gücü azalmakta, tedbirlere karşı direnç gelişmesi endişesi taşıyoruz”

Salgın yönetimindeki aksaklıkları “kültürel davranış kalıpları”na bağlayan Koca “Yakın günlerde, bir hasta ziyareti sebebiyle 190 kişiye virüs bulaşması örneğinde gördüğümüz gibi, kültürel davranış kalıplarının sistematik öngörülmesi, tedbir önerilmesi önemlidir. Gözle görülür nitelikteki bu örneğin, göze çarpmayan muadillerinin olduğu da malumunuzdur” dedi. Koca Toplum Bilimleri Kurulu’nu oluşturma sebeplerinden biri olan “endişe kaynaklarını” ise şu sözlerle ifade etti:

“Tecrübelerimize göre salgınla mücadele, bir sosyal psikoloji yönetimi konusu. Dini hassasiyetlerden kültürel hassasiyetlere kadar her hassasiyet kuracağımız denklemde yerini bulmalıdır. Bildiğiniz gibi bugün korkunun yaptırım gücü azalmakta, hatta birkaç hafta önceki endişe artık devalüe edilmektedir. Dolayısıyla bundan sonraki süreçte, riskin devam ediyor olmasına rağmen, tedbirlere karşı bir direnç gelişmesi endişesini taşıyoruz. Öncelikli konularımızdan biri budur.”

Ne olmuştu?

Salgını yöneten kurumlar farklı kararlar alıyor, Bakan sonuçların sorumluluğunu yurttaşa yüklüyor

Koca’nın “kültürel davranış kalıpları” na bağladığı salgın yönetimindeki aksaklıkların kurumlar tarafından alınması gereken kararların alınmamış olması tartışma konusu olmuştu. En çok vakanın İstanbul’da olduğu haberi duyurulmadan önce şehirden çıkışların yasaklanması kararının, İtalya’da benzer bir olay yaşanmış olmasına rağmen alınmaması binlerce kişinin başka kentlere gitmesiyle sonuçlanmıştı. Umrecilerin karantinaya alınmadığı ise medyaya yansımıştı.

Sağlık Bakanı kamuoyunda hafta sonu sokağa çıkma yasağı algısının yok eden açıklamalar yaparken geçtiğimiz Perşembe günü İçişleri Bakanlığı 14+1 ilde sokağa çıkmayı yasaklamış ve ertesi gün Cumhurbaşkanı yasağı kaldırmıştı. Kurumlar arası ortak kararlar alınmadığı gibi Sağlık Bakanlığı “Normalleşme” döneminde alınması gereken tedbirleri hem karar alındıktan sonra açıklamış hem hazırladığı Rehberler tavsiye niteliğinde olup sorumluluk yurttaşa bırakılmıştı. Salgın yönetimindeki aksaklıklara dair itirazlarını sunan meslek odaları üyeleri ise gözaltı, soruşturma, mobbing, sürgünle cezalandırılmıştı.

Bakanlık, COVID-19’u tedavi eden hekimlere araştırma yasağı getirdi

Salgın döneminin bilimsel kriterlere uygun olarak yürütülmediği, salgını kontrol altına alabilmek için bir yandan hastanelerde çalışırken bir yandan da virüse ilişkin bilimsel çalışmaları yürüten hekimler, hemşireler ve meslek odaları tarafından verilerle tespit edilmişti. Türk Tabipleri Birliği (TTB), bilimsel araştırmaların toplum sağlığı ve gelebilecek yeni salgınlara önlem alabilmek için kritik önem taşıdığı konusunda Sağlık Bakanlığına raporlar sunmuştu. Bakanlık ise virüs bulaşan hastaları tedavi eden ve virüs üzerine yaptıkları çalışmalar ile salgını kontrol altında tutan hekimlerin araştırma yapmasına izin vermemişti.

Virüs’ün araştırılması ilk kez uygulanan bir yöntem ile “tek yürütücüye” bağlandı

Bilim insanlarının, uluslararası düzenlemeler, Anayasa ve Hekimlik Meslek Etiği Kuralları’na göre araştırma yapabilme hakkı olduğu halde Sağlık Bakanlığı bilimsel araştırmaları teşvik etmek yerine engellemişti. Konuya ilişkin 15 Mayıs’ta aralarında Bilim Kurulu üyelerinden de üyesi bulunan 27 köklü dernek basın açıklaması yaparak Bakanlığın ilk kez çok farklı bir tutum ile hareket etiğine şu sözlerle dikkat çekilmişti:

Kısıtlamaya ek olarak çok merkezli bilimsel çalışmalar yapmak isteyen araştırıcılara Bakanlıkça belirlenen ve tek yürütücünün görevlendirildiği bir çalışmaya veri verme yolu ile katılabilecekleri, aksi takdirde çalışma yapamayacakları açıklanmıştır. Bu nedenle Bakanlığın bu kısıtlayıcı uygulaması, salgının durdurulmasını güçleştireceği için kamu yararına da aykırı olup bilimsel bilgi üretme özgürlüğü ve yükümlülüğü adına son derece üzüntü vericidir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz