Ana Sayfa Kültür-Sanat Yönetmen Karacan: “Mor Cepken hikâyesinin gerçek kahramanları, tüm kadınlardır”

Yönetmen Karacan: “Mor Cepken hikâyesinin gerçek kahramanları, tüm kadınlardır”

Yönetmen Cansel Karacan, yörük kültüründe özellikle kadınlar için önemli bir simge olan “Mor Cepken” in hikâyesini belgesel filme çekiyor. Belgesel filmin çekimleri için Bursa, Antalya ve Mersin’in köylerine giden Karacan, bu belgeselle beraber kadına şiddetin önlenmesi ve kadınları koruyan gelenek ve yasaların hep devam etmesi konusundaki bilinci taşıdığını belirtiyor. Çekimleri devam eden belgesele dair sorularımızı cevaplayan Cansel Karacan, öz kültürün hatırlanması gerektiğini ve çıkardığı sesin bir şekilde yerini bulmasını amaçladığını söylüyor.

Yörük kadınlarının yüce hakkı, yörük erkeklerin ise korkulu rüyası: Mor Cepken! Aşık edebiyatının önemli şairlerinden Karacaoğlan’ın “Sarı Zeybek” türküsünde bile ‘Eğil bir bak mor cepkenin kanına…’ diye yer alan ve yörük kadınlarının çeyizlerinde yer bulan “Mor Cepken”, bu kez bir belgeselin konusu oluyor. Daha önce “Tersine Göç” ve “Annemin Sinemaları” gibi belgesel filmleriyle adını duyuran yönetmen Cansel Karacan’ın yönetmenliğini üstlendiği belgeselin çekimleri devam ediyor. Bir rivayete göre “Mor Cepken”, özellikle yörüklerde kadın haklarının korunmasında da önemli bir rol oynuyor. Mor Cepken’in bir kadın tarafından köy meydanına asılması, yörüklerde bu kadının eşinden şiddet gördüğünü ve ondan ayrılmak istediğini işaretliyor. Boşanmak isteyen yörük kadını köy halkı tarafından yardımla karşılaşırken, erkek ise halk tarafından dışlanıyordu.

Bu belgeselle beraber en büyük dileğinin, günümüzde şiddet gören kadınların da 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde ‘Mor Cepken’ giymesi ve bu şekilde konuya dikkatin çekilmesi gerektiğini belirten Karacan; yola Osman Şahin’in Mor Cepken ve Kamile Yılmaz’ın Mor Cepkenli Kadınlar adlı kitaplarını okuyarak başladığını belirtiyor. Mor cepken kültürünün yörüklerde büyük bir öneme sahip olduğunu ve kadına gösterilen saygının da bu şekilde ortaya çıktığını söyleyen Karacan, bu belgeseli de katledilen kadınlara ses olması amacıyla ortaya koyduğunu aktarıyor. Devletin ve sivil toplum örgütlerinin beraber iş birliği yapması gerektiğinin de altını çizen Karacan, böylece kadınlara bir koruma kalkanı da oluşabileceğini belirtiyor. Yönetmen Cansel Karacan ile, yönetmenlik macerasını, “Mor Cepken” belgeselini ve belgesele dair merak edilen önemli detayları konuştuk.

“Öz kültürümüzü hatırlatmak istiyorum”

“Annemin Sinemaları” ve “Tersine Göç” belgeselleriyle izleyicilerle buluştunuz. Belgesel yönetmenliğindeki bu yolculuğunuzu siz nasıl görüyorsunuz ve neler hissediyorsunuz?

Benim için zor ama bir o kadar da keyifli bir yolculuk oldu. Başlangıçta hedefim akademisyenlikti aslında fakat yüksek lisansa devam ederken fark ettim ki ben alanda olmak, üretmek ve kaybolmaya yüz tutan değerlerimizi yeniden gün yüzüne çıkararak öz kültürümüzü hatırlatmak istiyorum. Çok değil bundan 60, 70 yıl öncesine bile baktığımızda yaşam şeklimiz, gelenek göreneklerimiz, kültürel değerlerimiz öylesine güzel ve zengin ki… Günümüzde ise yozlaşma, şiddet, sadece tüketim odaklı bir yaşam söz konusu, biraz geriye dönüp biz ne yaptık, neleri kaybettik diye bakmak gerekiyor diye düşünüyorum. Belgesel yolculuğumda da hep bu değerleri göz önüne alarak ilerleyeceğimden eminim.

“Mor Cepken” belgeseli için hikayeyle buluşmanız nasıl oldu?

Hikâyeye vakıf olmam Osman Şahin’in Mor Cepken ve Kamile Yılmaz’ın Mor Cepkenli Kadınlar adlı öykü kitaplarını okumamla başladı. Hikâyeyi besleyen bir başka öykü kitabı ise Etem Oruç’un Gizemli Kadın Efe kitabıdır. Kitapları okuyup konuyu araştırdıktan sonra yazarlarla görüşmeler yaptım, devamında ise Antalya, Mersin, Bursa, Aydın ve Muğla Yörük köylerine odaklandım ve araştırmalar yaptım. Böylece belgesel artık şekillenmeye başladı.

Yörük kızlarının evliliği için bir gelenek olan bu giysinin ve hikayesinin sizin için nasıl bir önemi oluştu?

Öncelikle kadına sunulan bu özgürlük zırhı beni çok etkiledi, günümüzde geldiğimiz noktaya bakınca ise kadına şiddetin günden güne daha çok can yakan bir hal almış olması bu konuda yaptırımların, cezaların artması gerekirken İstanbul sözleşmesinin iptali konuya Folklorik bir kültürel malzeme olmaktan çok çığlık atarcasına ‘’ kendine gel ey insan, kendine gel ve dön yeniden özüne bak.’’ isyanı uyandırdı içimde. Dileğim ve amacım ses yerini bulsun.

Bursa, Antalya ve Mersin’in köylerinde çekimler devam ediyor

Yörüklerdeki bir gelin geleneği ile kadına şiddetin bir araya gelişi konusunu belgeselde işlemek konusunda nasıl bir fikir oluşturdunuz?

Bunun için daha önce de söylediğim gibi dönüp özümüze, gelenek göreneklerimize, kültürel kodlarımıza bakmamız yeterli.

Belgesel filmin hikayesi için hikayenin gerçek kahramanlarıyla nasıl bir araya geldiniz, belgeselde onları izleyebilecek miyiz?

Benim için hikayenin gerçek kahramanları tüm kadınlardır, hepimiziz fakat unuttuk, daha doğrusu unutturuldu, bu üzücü yanı elbette. Hikâyenin gerçek kahramanlarına gelince onlar maalesef hayatta değil ama bu kültürü aktararak miras bıraktıkları çocukları, torunları büyük bir özenle koruyup, yeniden gün yüzüne çıkarmak için çabalıyorlar ve bize de bunu belgelemek ve daha çok kitlelere duyurarak geleceğe miras bırakmak kalıyor.

“Mor Cepken” belgeselinin çekimleri nasıl geçti?

Çekimler Bursa Keles ilçesi Sorgun ve Kocakovacık köylerinde başladı ve şimdi Antalya, Mersin köylerinde devam ediyor. Sandığında Mor Cepkeni hala özenle saklayanlara ulaşmak elbette kolay olmuyor fakat bu geleneği yeniden hatırlayarak hafızadan hatıraya, sandığa yönelmeleri ve yeniden buluşmaları da sürecin en güzel yanı.

“Biz şiddet nedir, neden olur bilmedik kızım…”

Belgesel sürecinde sizi en çok etkileyen hikaye hangisi oldu?

En çok etkileyen hikaye diyemeyeceğim ama genel anlamda Yörük kültüründe özellikle kız çocuklarına verilen değerin ön planda olması, asla zorla ya da küçük yaşta evlendirmek, başlık parası almak gibi çağdışı yaptırımların olmaması etkilendiğim ve en sevindiğim noktalardı. Bir diğer etkilendiğim ve mutlu olduğum konu da görüştüğüm tüm Yörük kadınlarının kurduğu şu cümlelerdi: “Biz şiddet nedir, neden olur bilmedik kızım, bizde kadına el kalkmaz, bunlar bu zamanın kötülükleri.’’

Bundan sonra yeni film projeleri var mı?

Evet ön araştırmalarını yavaş yavaş yapmaya başladığım birkaç belgesel konusu daha var fakat süreç içerisinde hangisine başlayacağım net olmadığı için şimdi bir şey söylemek doğru olmaz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz