Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in okul öncesi eğitimde yaşanan sorunlara ilişkin verdiği soru önergesinde, yaklaşık her 4 çocuktan birinin okul öncesi eğitim alamadığı cevabını verdi. Bakanın cevabı okul öncesi eğitimde okullaşma oranı sorunu yeniden gündeme getirdi.
Bakanlık 2002 yılından bu yana her çocuğun en az 1 yıl okul öncesi eğitim almasını hedefliyor. Türkiye’de okul öncesi eğitimin, çalışan annelerin çocuklarının bakım ihtiyacını karşılama yöntemi olarak görüldüğüne inanılıyor. Ancak sorunun tek sebebi bu değil, araştırmalara göre Kuran Kursları da okul öncesi eğitim kurumlarına göndermeme sebepleri arasında. Sorunların saptandığı ve çözüm önerilerinin sunulduğu Bakanlık kaynaklı değerlendirme raporlarında ise bu durum ele alınmıyor.
Sosyal çevre de etken
Ailelerin bir kısmı, sosyal çevre ve daha ucuz olması sebebiyle çocuklarını anaokulu yerine Kuran kursuna gönderiyor. Araştırmaya göre; velilerin bir kısmı, çocuğunun önce dini eğitim almasını istediğini ya da anaokulunda dini eğitim verilmesini önemsediğini söylüyor.
Çocuklarını okul öncesi eğitime göndermeyen ailelerin, içinde bulundukları sosyal çevreden etkilendikleri görülüyor. Buna göre; araştırmaya katılan ebeveynlerin bir kısmı, etraftaki diğer çocukların dini eğitim almaları sebebiyle okul öncesi eğitime gönderilmediğini ifade etti.
Gazi Üniversitesi’nden Nihal Yayla’nın yüksek lisans tezi için yaptığı araştırmaya katılan bir anne duruma ilişkin şunları söyledi:
“Benim kendi çevremde kardeşimin çocuğu olsun, dayımın çocuğu olsun herkes çocuğuna önce dini eğitim aldırıyor. Ben de büyük oğluma iki sene dini eğitim aldırdım. Çocuğum duaları, Kuran okumayı öğrendi. Okul öncesi eğitime göndermedim. İlkokula başlattım. Bir sorun yaşamadım.”
Dini kreşler daha ucuz
Çocuklarını okul öncesi eğitim kurumlarına yollayan aileler arasında, etkinlik dersleri kapsamında din eğitimi verilmesine öncelik gösterenler olduğu görülüyor. Buna göre bazı aileler, okul öncesi eğitime karşı herhangi olumsuz yargıda bulunmazken önceliklerinin çocuklarının dini eğitim alması olduğunu dile getirdi. Aileler, çevrelerindeki anaokulunda Kuran eğitimi verilmediği için tercih etmediklerini söyledi. Dini eğitim veren kreşlerin daha ucuz olması sebebiyle tercih edildiği görüldü. Araştırmaya katılan anneler şöyle konuştu:
“Abisi iki sene dini kreşe gitti. Biz de onu seneye dini kreşe yollayacağız. Sonra gerekirse bir sene anaokuluna göndereceğiz. Okulda Kuran eğitimi olsa dahi biz gene de sadece Kuran eğitimi alabileceği bir yere göndereceğiz. Anaokuluna karşı değilim. Sadece bunu tercih ediyorum. Abisini Sincan’da dini kreşe yolladık. Orası çok ucuzdu. Burası biraz daha bütçe olarak pahalı olsa da onun da önce Kuran eğitimi almasını istiyorum. Anaokuluna sonra göndereceğim.”
“Çocuğum bu sene Kuran eğitimi alıyor. Görümcemin oğlu, dayımızın kızı, birçok akrabamızın çocuğu da önce Kuran eğitimi aldı. Küçük yaşta öğrenmeleri daha iyi olur. Seneye okul öncesi eğitime göndereceğim. Etrafta okul var ama onlarda Kuran eğitimi yok. Eğer normal bir anaokulunda Kuran eğitimi olsaydı çocuğumu kursa değil okula gönderebilirdim.”
Veliler okul güvenliğinden endişeli
Çocukların okul öncesi eğitime gönderilmeme sebepleri arasında ayrıca okul olgunluğuna ulaşmamaları, evde bakım, ekonomik durum, eğitim ve öğretime erişememe ile kültürel ve çevresel etki sebepleri sayılıyor. Çocuğa evde bakacak birinin olması, okul öncesi eğitime gerek görülmemesi, çocuğun okul reddi, okul öncesi eğitim kurumlarında velilerden malzeme ücretleri istenmesi, yakınlarda bir okul olmaması da dikkat çeken sebepler arasında yer alıyor. Veliler ayrıca basına yansıyan olaylar nedeniyle çocuklarının güvende olacağından emin olamadıklarını ve bu sebeple okula göndermediklerini dile getirdi. Buna göre anne babalar, çocuğa bakacak biri olduğu sürece anaokullarını önemsemiyor ve anaokullarını güvenli bulmuyor. Ücretli eğitim ve okula erişim sorunu çocukların okula gönderilmemesine sebep oluyor.
Öğrenci sayısı az ama öğretmen yetmiyor
Anaokulları çocukların kişisel gelişimlerini sağlıklı bir şekilde tamamlaması konusunda büyük bir öneme sahip. Ancak okula öncesi eğitim kurumlarına gidebilen öğrenciler de olumsuzluklarla karşılaşıyor.
Okul öncesi eğitim kurumlarında öğrenci sayısı hala az olmasına rağmen öğretmen ve derslik başına düşen öğrenci sayısı çok yüksek. Bütün okul öncesi kurumlar dikkate alındığında 33,3 olan derslik başına öğrenci sayısı MEB’e bağlı resmi kurumlarda 65,3’e yükseliyor. MEB’e bağlı olan resmi olmayan kurumlarda ise bu sayı 14,5’e düşüyor.
Öğretmen sayısı ise MEB’e bağlı resmi kurumlarda 43,4 öğrenciye 1 şeklinde düşüyor. MEB’e bağlı olmayan resmi kurumlarda öğretmen başına düşen öğrenci sayısı ise 12,2. Derslik ve öğretmen sayılarının yeterliliği resmi ve özel kurumlar karşılaştırdığında uçurum oluşturuyor.





