Ana Sayfa Kültür-Sanat Festival duygusunu hatırladık, bir yola çıktık: Diyarbakır Kısa Film Festivali

Festival duygusunu hatırladık, bir yola çıktık: Diyarbakır Kısa Film Festivali

Bu yıl ilk kez düzenlenen Diyarbakır Kısa Film Festivali, sinemaseverlere pandemi sürecinde yeniden sinema tutkusunu ve festivallerin ruhunu hatırlattı. Serhat Gönen direktörlüğünde düzenlenen festival, film gösterimleri, söyleşiler ve ödül törenleriyle renklendi. Dört gün boyunca süren festivalden değerlendirmeler, önemli detaylar ve ziyaretçilerine hissettirdiklerini sizler için bir araya getirdik.

Pandemi sürecinin yoğun döneminden geçtiğimiz şu günlerde; sinemalarda film izlemeyi, film festivallerinde iletişim kurmayı ve hatta festivalin yapıldığı şehrin kokusuyla sinemanın bütünleşmesi duygusunu unutur olduk. Gittikçe çevrimiçi haline gelen festivaller, salonlarda buluşma hasretimizi körükler oldu. İşte yeni normalleşmeye başladığımız şu günlerde, fiziki olarak bir cesaret göstergesi sunmaya başlayan festivaller, içimize su serpmeye başladı. Bunların başında ise ilk kez bu yıl düzenlenen Diyarbakır Kısa Film Festivali geldi. Bu vesileyle ilk defa gittiğim Diyarbakır şehrinden, adeta bir sinema okulundan çıkmış bir vaziyette döndüm.

Diyarbakır Kültür Sanat ve Sinema Derneği tarafından organize edilen festival, Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’nün de destekleriyle gerçekleşti. Pandemi nedeniyle geçen yıl iptal olan festival,katılımcılarına 2021 Haziran ayının başında 4 gün boyunca şahane dakikalar yaşattı.

Festivalin yapılacağını duyduğum günden bu yana, festivalin direktörlüğünü üstlenen ve daha önce Ümit Ünal’ın ‘Aşk, Büyü, Vs.’ filmi vesilesiyle tanıştığım genç sinemacı Serhat Gönen ile iletişim halindeydik. Diyarbakır’da kısa filmciler, sinema sektörünün önde gelen isimleri ve Diyarbakır’lı sanat tutkunlarını bir araya getirmek istediğini belirten Gönen, yıllardır bir hayal kurduğunu ve bu hayalin gerçekleşmesinden dolayı kendisini ne kadar mutlu hissettiğinden söz etti. Gönen’e, yıllardır sinemanın içerisinde olan ve tanımaktan mutluluk duyduğum sevgili Betül Günay da Festival Koordinatörü olarak destek verdi. Sevgili Serhat ve Betül başta olmak üzere festivalde görev almış olan herkesi kutluyorum. Ayrıca festival süresince bana yardımcı olan ve tüm programımı hazırlayarak bir an yanımdan ayrılmayan sevgili İlayda Sarı’ya da bol teşekkür gönderiyorum.

Tüm ekip, uzun zaman sonra ilk defa festival koşturmacasını, ruhunu ve iletişim ağını sağladıkları için büyük bir gönül işi ortaya koydular. Diyarbakır’a sinemanın tutkusuyla gelmek ayrı bir heyecan yaratsa da, daha önce tanıdığım ve ilk defa tanıtlığım sektörden isimler de bir arada olmaktan dolayı çok mutlulardı. Festivalin etkinliklerinin düzenlendiği merkez alan ise, Diyarbakır Sezai Karakoç Kültür ve Kongre Merkezi oldu. Açılış töreninde Sami Hazinses adına verilen “Emek Ödülü”nün sahibi olan sanatçı Suna Yıldızoğlu ise, festivale büyük bir renk kattı. Sanatın güçlü bağlarla insanları bir araya getirdiğini bir kez daha hatırlatan Yıldızoğlu, heyecana heyecan katarak tüm festival süresince güler yüzüyle yer aldı. Açılış ve kapanış gecelerin sunuculuğunu üstlenen sevgili Hande Hastepe de, güler yüzünü hiç eksik etmeden kendine hâkim bir şekilde geceyi konuklara aktardı.

Söyleşiler, festivale renk kattı

Ben de festivale, yarışmada olan kısa filmlerin yönetmenleriyle röportajlar yaparak ve festivalin söyleşilerinde moderasyon sağlayarak bir köşesinden ekipte bulundum. Çalışarak bir ekip işi ortaya çıkarttığımıza inanıyorum, çünkü bütün katılımcılar tüm söyleşileri zevk alarak takip ettiklerini söylediler.  Başarılı oyuncular Hakan Karsak ve Umut Karadağ ile oyunculuk üzerine, inanılmaz keyifli söyleşiler gerçekleştirdik. Gelen sorular ve oyunculuk dünyalarında karakterden karaktere geçişlerinde yaşadıklarını keyif içinde konuştuk.

Daha önce ‘Blue’ filmi sayesinde tanıştığım yapımcı Suzan Güverte ile sinema yolculuğu üzerine yaptığımız söyleşi muazzamdı. Bir filmin markalaşması, film yapımı için bütçe araştırması, yapımcı bulunması, materyalleri ve festivallere gitme süreci gibi ilginç konular üzerine deneyimlendik. ‘İz-Reç’ ve ‘Siyah Karga’ gibi filmlerin yönetmeni ve aynı zamanda film yapımcılığı da yapan sevgili Tayfur Aydın ile, kısa film yönetmenliğinden ilk uzun metraja doğru evrilen yolculuğu üzerine ilham verici bir sohbet yaptık. İlk defa duyduğum ve duyduğumda hakkında bolca araştırma yaptığım ‘Festivaller İstanbul’da’ projesi hakkında, Derya Tarım ve Gülen Güler ile ilginç bir konu üzerine konuştuk. Filmlerin yurtdışı festivallerine başvurma sürecinde yaşadıkları sıkıntılı dönem üzerine muazzam bir çalışmaya imza atan Tarım ve Güler’in anlattıkları ile aydınlandık.

‘Arka Sokaklar’ dizisi ve ‘Şair’ filmi gibi projelerde görüntü yönetmenliği yapan Hakan Körezli ile, ışığın görüntüyle ilişkisi üzerine ders çıkarıcı bir sohbet ettik. Kameranın her dalda farklı kullanımı, kamera ve oyuncu ilişkisi ile ışıkla oynamak üzerine güzel bir sohbet oldu. ‘Lal Gece’, ‘Işıklar Sönmesin’, ‘Hoşça kal Yarın’ ve ‘Ölü Ekmeği’ gibi filmlerin yönetmeni Reis Çelik ile gerçekleştirdiğimiz Masterclass ise, bir çok yönetmen ve yönetmen adayında ufuk açıcı dönelerle doluydu. Bir yönetmenin oyuncu ve teknik ekibiyle kurması gereken ilişki ve Çelik’in yönetmenliğe uzanan hikayesiyle başlayan sohbet, yönetmen olmak isteyenlere tavsiyelerle devam etti. Ayrıca söyleşi, Çelik’in Tuncel Kurtiz ile ‘İnat Hikayeleri’ filmi için yaptıkları belgeselden sunduğu donelerle devam etti. ‘Öğrenci Kafası: Soygun’ ve ‘İyi Biri’ gibi filmlerin yönetmenliğini ve senaristliği üstlenen ve ayrıca senarist kimliğiyle bir çok dizinin senaryo ekibinde bulunan Ayhan Sonyürek ile ise, bir fikrin senaryolaşması üzerine ilham verici bir sohbete daldık. Bir filmin ya da yazılan hikayenin edinmesi gereken dert ve senaryoya bu derdin dökülmesi konusunda Sonyürek, gelen sorular eşliğinde kendi tecrübelerinden paylaşımlarda bulundu. Söyleşilerimiz, menajerler Yaprak Atış ve Seda Yazıcı ile son buldu. Bilinen birçok oyuncunun menajerliğini üstlenen Atış ve Yazıcı, bir oyuncunun popülerleşmesi, proje seçmesindeki yolculukta çizilmesi gereken yol haritası ve projelerdeki cast direktörlüğü konularında bilgiler paylaştılar.

Eğil Barajı, Ongözlü Köprü ve Hasan Paşa Hanı gibi mekanlar dikkat çekiyor

Festivalden boş kalan sürelerde ise, Diyarbakır’ın büyülü ve tarihi mekanlarında gezme fırsatı buldum. Eğil Barajı’nda tekne ile gezinti yapmak, kral mezarlarını keşfetmek ve tarih havası solumak muazzamdı. Şehrin hava solutan bir diğer mekânı olan Ongözlü Köprü ise, semaverde çay eşliğinde görsel bir şölen sunuyor ziyaretçilerine… Kaldığımız otelin zaten kentin tarihi ve eski alanında bulunması, her gün o havayı solumamıza neden oldu. Surların yani İçkale’nin içerisinde bulunan büyük bahçe ve Diyarbakır Müzesi’nin büyülü duraklarıyla renklendi gezimiz. Kentin dev çarşılarla dolu bölümü ise, her şeyi bulabileceğiniz bir alan olarak dikkat çekiyor. Hasan Paşa Hanı içerisinde bulunan kahvaltıcılar, dolu dolu bir sofra hazırlıyor sizlere. Ulu Cami, Keçi Burcu, Sülüklü Han ve Hz. Süleyman Cami gibi büyülü mekânlarla devam eden Diyarbakır gezisi, adeta pandemi sürecinde evlere hapsolduğumuz günlerin acısını çıkarttı.

Festival havası solumayı hatırladık

Söyleşilerde görev almamdan dolayı çok film izleyemesem de, Diyarbakır Sezai Karakoç Kültür ve Kongre Merkezi’nde filmlerin gösterildiği alan, adeta bir sinema salonuydu. Tam teçhizatlı salon, sinema makinesi ve ses teknolojisiyle oldukça kaliteli gösterimler sundu. Ödül töreninin yapıldığı Diyarbakır Müzesi’ndeki açık alan ise, muhteşem ışık gösterisi sunmuştu izleyene. Törende belediye başkanının Uzun metrajlı film festivali yapma fikrini açıklaması da gecenin sürprizi oldu. Kısa film festivali ile başlangıç yapan Diyarbakır, daha büyük bir festivalle adına sinema sanatını da eklemek konusunda bence de geri durmamalı.

Kurmaca Jüride bulunan Reis Çelik, Selen Uçer, Hakan Karsak, Tayfur Aydın ve Kübra Kip ise çok titizlikle filmleri değerlendirip, ödüllerde hakkaniyeti sağladılar. Çok değerli filmlere hak edilmiş ödüllerin verilmesini oluşturmuş oldular. Ayrıca belgesel jürisinde bulunan Derya Tarım, Gülen Güler ve Kerem Akça da oldukça doğru kararlarla ödülleri filmlere dağıttılar diye düşünüyorum.

Belgesel kategorisinde favorim olan ‘Pembe Kimlik’, ‘Kurbağa Avcıları’, ‘Acil Çırak Aranıyor’ ve ‘Bıraktığın Yerden’ gibi filmlerin ödülle dönmesine çok sevindim. Kurmaca kategoride favorim olan ‘App’ filminin senaryo ödülüne layık görülmesi çok muhteşem oldu. ‘Yağmur Olup Şehre Düşüyorum’ filminin naif ve duygusal yanını görebilen jüriyi kutlamayı da ihmal etmemek gerek. Kısacası benim içi festival, daha önce yüz yüze tanıştığım sektör profesyonelleriyle yeniden bir araya gelip festival havası solumak, sosyal medya sayesinde tanıştığım kısa filmciler ve sinema sektöründen isimlerle network kurabilmek açısından büyülü bir deneyim oldu. Hem keyif aldım, bilgilerime bilgi kattım ve bolca tecrübe edindim.

Bu yıl ilk kez düzenlenen bir festival olmasına karşın Diyarbakır Kısa Film Festivali, çok başarılı bir festival olarak gönüllerde yer etti. Ufak tefek sıkıntıların da ‘nazar’ olarak değerlendirilebileceği ve ilk festivallerdeki problemlerin hoş karşılanabileceğini de sözlere ekleyerek, ikinci yılında Diyarbakır Kısa Film Festivali’nin olmasını ve daha güçlü bir festival olarak yeniden yer almaktan mutluluk duyacağımı belirtmek istiyorum. İyi ki sinema var!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz