Ana Sayfa Eğitim Türkiye’de lise öğrencileri kendilerini okula ait hissetmiyor

Türkiye’de lise öğrencileri kendilerini okula ait hissetmiyor

TEDMEM’in “Türkiye’de okul türlerine göre öğrencilerin okul yaşamı nasıl farklılaşıyor” başlıklı raporuna göre lise öğrencileri kendilerini okula ait hissetmiyor. Öğrencilerin yaşam memnuniyetleri ise OECD ortalamasının altında.

TEDMEM, PISA 2018 verilerinden hareketle, Türkiye’de öğrenci ve okul müdürlerine uygulanan anketler sonucunda toplanan bazı verileri derledi. Türkiye’de okul iklimi ve öğrencilerin iyi olma hali ile okuma performansı arasındaki ilişkilerin detaylıca incelendiği raporda, okul türlerinin öğrencilerin yaşamını nasıl etkilediği araştırıldı.

Raporda, zorbalığa maruz kalan öğrenci oranı, disiplin iklimi, öğrenciler arası rekabet/işbirliği algısı, okul etkinliklerine aile katılımı, öz yeterlik algısı gibi konuların okul türüne göre oldukça farklılaştığı görüldü.

Araştırmaya göre, tüm okul türlerinde öğrencilerin kendilerini okula ait hissetmiyor oluşu dikkat çekti. OECD ortalamasına kıyasla Türkiye’de öğrenciler daha az mutlu ve yaşam memnuniyetleri daha düşük. Sosyal bilimler liselerinin ise yaşam memnuniyeti, okula devam gibi birden fazla konuda olumsuz bir tablo çizmesi dikkat çeken konulardan biri olarak göze çarpıyor.

İmam hatip lisesi öğrencileri yaşamdan daha memnun 

Uzmanlara göre, olumlu bir okul iklimi öğrencilerin yalnızca akademik gelişimini değil, iyi olma halini de olumlu etkiliyor.

Araştırmaya göre Türkiye’de tüm okul türlerinde öğrencilerin yarısından fazlası yaşamından memnun olmadığını belirtti veortalama puan memnuniyet düzeyinin altında kaldı. Yaşamından memnun olan öğrenci oranının en düşük olduğu okul türü yüzde 37,6 ile sosyal bilimler lisesi, en yüksek olduğu okul türü ise yüzde 49,2 ile anadolu imam hatip lisesi oldu.

Hayatın anlamı indeksi ortalaması ise tüm okul türleri için pozitif ölçüldü. Buna göre, okul türü farketmeksizin Türkiye’deki öğrenciler OECD ortalamasındaki bir öğrenciye kıyasla hayatı daha anlamlı buluyor.

Fen lisesi öğrencilerinin yarısı endişeli

Öğrencilerin çeşitli duyguları hissetme sıklıklarının okul türlerine göre nasıl değiştiği incelendiğinde, tüm okul türleri için olumlu duygular indeksinin negatif olduğu saptandı. Buna göre, okul türü farketmeksizin Türkiye’deki öğrenciler OECD ortalamasındaki bir öğrenciye kıyasla olumlu duyguları daha seyrek hissediyor.

Kendisini “bazen” veya “her zaman” mutlu hissettiğini bildiren öğrenci oranının en düşük olduğu okul türü yüzde 73,0 ile çok programlı Anadolu lisesi, en yüksek olduğu okul türü ise yüzde 87,4 ile fen lisesi.

Tüm okul türleri için öğrenciler en seyrek hissettiği olumlu duygunun “yaşam dolu”luk olduğunu söylüyor. Farklı okul türlerinde, kendisini “bazen” veya “her zaman” üzgün hissettiğini bildiren öğrenci oranı diğer olumsuz duygulara kıyasla daha yüksek ölçülürken bu oran yüzde 53,8 (çok programlı Anadolu lisesi) ile yüzde 64,5 (fen lisesi ve sosyal bilimler lisesi) arasında değişiyor.

Fen lisesi, sosyal bilimler lisesi ve Anadolu lisesinde öğrenim gören yaklaşık her iki öğrenciden biri kendisini “bazen” veya “her zaman” endişeli hissettiğini bildiriyor. Tüm okul türlerinde, yaklaşık her beş öğrenciden dördü kendisini “bazen” veya “her zaman” gururlu hissettiğini söylüyor.

En çok zorbalık meslek liselerinde

PISA 2018 verilerinden hareketle oluşturulan rapora göre, Türkiye’de meslek liselerinde okuyan öğrenciler zorbalığa daha fazla maruz bırakılıyor. Buna göre, zorbalığa maruz kalma indeksi mesleki ve teknik anadolu liselerinde 0,03; çok programlı anadolu liselerinde de 0,02 oranında pozitif. Bu okul türlerindeki öğrenciler OECD ülkelerindeki ortalama bir öğrenciye ve diğer okul türlerindeki akranlarına kıyasla zorbalığa daha fazla
maruz kalıyor.

Sıklıkla zorbalığa maruz kalan öğrenci oranı en yüksek olan okul türü yüzde 11,1 ile mesleki ve teknik Anadolu
lisesi olurken, fen lisesi ise yüzde 4,1 ile bu konuda en düşük orana sahip.

Okul asma en çok sosyal bilimler liselerinde

Türkiye’de öğrencilerin en az yarısı okulu astığını belirtiyor. Buna göre, tüm okul türlerinde, öğrencilerin en az yarısı son iki haftada en az bir tam gün okulu astı.

Okulu astığını söyleyen öğrencilerin okul türlerine bakıldığında, en yüksek oranın sosyal bilimler liselerinde olduğu görülüyor. Buna göre, yüzde 16,0 ile en çok sosyal bilimler lisesi öğrencileri, yüzde 10,7 ile ise en az fen lisesi öğrencileri devamsızlık yapıyor.

Tam gün okul devamsızlığı oranı düşük olan fen lisesi öğrencilerinin yüzde 15,2’si ise son iki haftada beş veya daha fazla kez bazı dersleri astığını bildiriyor. Bazı dersleri asma durumuna yüzde 6,1 ile en az çok programlı anadolu liselerinde rastlanıyor.

Mesleki ve teknik anadolu liselerinde okuyan öğrencilerin yüzde 50,4’ü ise okula geç geliyor. Bu oran yüzde 30,9 ile en az sosyal bilimler liselerinde ölçülüyor.

İmam hatip lisesi öğretmenleri daha “coşkulu”

Raporda, okuma alanı dersleri olan Türkçe ve Türk Dili ve Edebiyatı derslerinde öğretmenlerin coşkulu olma durumları da ele alındı. Fen lisesi, sosyal bilimler lisesi ve anadolu imam hatip lisesi türlerinde çalışan öğretmenlerin coşkulu olduğu sonucu çıktı.

Anadlo imam hatip lisesi öğrencileri yüzde 72,8 oranında “Öğretmemizin bize ders anlatmaktan zevk aldığı belli oluyordu” ifadesine katıldı. Bu oran yüzde 64,8 ile en az mesleki ve teknik anadolu lisesinde ölçüldü.

Öğretmen coşkusu indeksi ortalaması Anadolu lisesi, mesleki ve teknik Anadolu lisesi ve çok programlı Anadolu lisesi türlerinde ise negatif çıktı. Bu okul türlerindeki öğrenciler OECD ortalamasındaki
ve diğer okul türlerindeki öğrencilere kıyasla Türkçe/Türk Dili ve Edebiyatı dersi öğretmenlerinin daha az coşkulu olduğunu belirtti.

Öğretmen desteği anadolu liselerinde daha düşük

Türkiye’deki öğrenciler OECD ortalamasındaki bir öğrenciye kıyasla öğretmenlerinden daha fazla destek gördüğünü ifade ediyor. Tüm okul türlerinde yaklaşık her dört öğrenciden üçü “Öğretmen, öğrenciler anlayıncaya kadar ders
anlatmaya devam etmektedir” ifadesi için “derslerin çoğunda” veya “her derste” seçeneklerinden birini işaretledi.

Öğretmen dönütü indeksi ortalamasının en yüksek olduğu okul türü 0,14 ile sosyal bilimler lisesi, en düşük olduğu okul türü ise -0,01 ile Anadolu lisesi oldu. Anadolu lisesi öğrencileri,“Öğretmen, performansımı nasıl geliştirebileceğimi söyler” ifadesi için yüzde 20,3 oranında “hiç veya hemen hemen hiç” seçeneğini işaretledi. Anadolu liselerinin öğretmen desteğinin en az görüldüğü okul türü olduğu görüldü.

Öğretmen davranışları öğretimi aksatabiliyor

Okul müdürlerinin öğretimi aksatan öğretmen davranışlarına ilişkin görüşlerinin okul türlerine göre nasıl değiştiği incelendiğinde, mesleki ve teknik Anadolu lisesi, çok programlı Anadolu lisesi ve sosyal bilimler liselerinde “Öğretmen davranışları indeksi”nin pozitif olduğu görüldü. Buna göre, bu okul türlerindeki okul müdürleri OECD ortalamasındaki ve diğer okul türlerindeki meslektaşlarına kıyasla okuldaki öğrenimin öğretmen davranışları yüzünden daha fazla aksadığını düşünüyor.

Anadolu lisesi, fen lisesi ve anadolu imam hatip lisesi içinse öğretmen davranışları indeksi negatif ölçüldü. Bu okul türlerindeki müdürler OECD ortalamasındaki ve diğer okul türlerindeki meslektaşlarına kıyasla öğretmen davranışlarının öğrenimi daha az aksattığını ifade ediyor.

Bu indeks hem devlet okulları hem de özel okullar ortalamasında negatif olmasına rağmen, indeks değerlerinin büyüklüklerine bakıldığında özel okullardaki müdürler, öğretmen davranışlarının okuldaki öğrenimi daha az aksattığını düşünüyor.

“Personelin değişime direnmesi” yüzünden öğrencilerin öğrenimin “oldukça” veya “çok fazla” aksadığını bildiren okul müdürü oranı devlet okulları için yüzde 17,3 iken özel okul müdürlerinden hiçbiri bu ifade için “oldukça” veya “çok fazla” seçeneklerinden birini işaretlememiş durumda.

Akademik başarıya göre gruplandırmak sosyal gelişimi etkiliyor

PISA araştırmasının sonuçlarının yalnızca akademik performans odağında tartışılması, bu durumun arkasındaki sosyal ve duygusal boyutların göz ardı edilmesi öğrencilerin akademik performansının tespit edilmesinin ötesinde bir katkı sağlamayacağını savunan TEDMEM, öğrencilerin bütüncül gelişimin ön plana alınması gerektiğinin altını çizdi.

Araştırma sonuçları ışığında TEDMEM şu önerilerde bulundu:

“Akademik başarı, okul yaşamı ve öğrencilerin iyi olma hali arasındaki ilişkiler Türkiye’de tüm okul türlerinde oldukça net görülebilmektedir. Bu nedenle, nasıl ki okullarda öğrencilerin akademik özelliklerine göre farklı öğretim programları uygulanabiliyorsa, öğrencilerin sosyal ve duygusal gelişimlerini destekleyecek uygulamalar da öğrencilerin ihtiyaçlarına göre şekillendirilmelidir. Ayrıca, öğrencileri ortaöğretim çağında akademik başarılarına göre gruplayarak ayrıştırmanın öğrencilerin sosyal ve duygusal gelişimleri üzerindeki etkileri göz ardı edilmemelidir.”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz