Ana Sayfa İklim Aynı dereye 5. HES projesi Belediye Başkanı’nı isyan ettirdi

Aynı dereye 5. HES projesi Belediye Başkanı’nı isyan ettirdi

Giresun’un Çanakçı Belediyesi’de yer alan ve Karadeniz’e dökülen Çanakçı Deresi’nin bölgede planlanan beşinci HES projesi Çanakçı Belediye Başkanı Tuncay Kasım'ı isyan ettirdi.

Giresun’da Çanakçı Belediyesi sınırlarında bulunan Karadeniz’e dökülen Çanakçı Deresi’ne yapılması planlanan beşinci HES projesi, Belediye Başkanı Tuncay Kasım’ı isyan ettirdi. Kasım, dere üzerine yapılması planlanan beşincisi HES’in ÇED raporu için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na sundukları kurum görüşünü paylaştı. İsteklerinin ‘milyonlarca yılda oluşan bu derenin’ çığlığını duyurmak olduğunu söyleyen Kasım, insanlığın birikim ve gücüyle doğa güzelliklerinin yeniden üretilemeyeceğini vurguladı. Daha önceden yapılan 4 HES için Çanakçı Deresi’nin 4 kez bypass edildiğini belirten Kasım, yapılması planlanan beşinci HES projesiyle 7 km’lik bir alanın daha bypass edileceğini söyledi. Hiçbir ekonomik gayenin bir dereyi öldürmeyi haklı kılmaması gerektiğine değinen Belediye Başkanı, HES yapıldıktan sonra verilen can suyu ile derenin yaşamasının mümkün olmadığına değindi. Dere üzerindeki 4 HES’in yıllık 36 Bin KW saat elektrik ürettiğini ancak Çanakçı’nın yıllık elektrik tüketiminin 5 bin KW olduğuna dikkat çeken Kasım, yetkililerden empati yapmalarını istedi.

“Bir dere neyi anlatır? Bir dere bir vadi için ne anlam taşır?” diyerek söze başlayan Belediye Başkanı Kasım’ın paylaştığı kurum görüşünün satır başları şöyle:

İsteğimiz ‘milyonlarca yılda oluşan bu derenin” çığlığını duyurmak: “Bize bu metni yazdıran sebebin kaynağı, biliyoruz ki bizden daha güçlü, bizden daha muktedir, bizden daha paralı ve emrinin altında yüzlerce okumuş/okumamış insana sahip. Sadece 600 küsur sayfalık ÇED başvuru dosyasını hazırlatmak için bile kim bilir kaç yüz bin lira dökmüştür, kaç mühendis, kaç tekniker, kaç insanın emeğini satın almıştır. Bu güç karşısında yazdıklarımızın onlarca teknik bilgi, rakam ve tablodan oluşan muhteviyatla yarışmasını beklemiyoruz zaten. Yapmak istediğimiz ‘milyonlarca yılda oluşan bu derenin’ çığlığını duyurmak, sesine soluk olmak sadece. Bu çığlığın, bu sesin duyulması için vicdanlı yüreklerin sahip olduğunu umut etmekten başka bir yol da bulunmamakta maalesef…

Bir ‘Peri Bacası’ yapılabilir mi? Bir ‘Gürleyik Şelalesi’ imal edilebilir mi? İnsanlığın uygarlık tarihi, kimine göre tarımın başlangıcı, kimine göre tekerleğin icadı, kimine göre ise yazının bulunmasıyla başlar. Hangisi kabul edilirse edilsin, en eski tarihi, günümüzden 10-15 bin yıl önceye kadar gider. Bu 10-15 bin yıllık süreçte insanoğlu kendisine göre olağanüstü şeyler başarmış; kentler, fabrikalar, barajlar, köprüler kurmuştur. Sahip olduğu devasa makinelerle yollar açmış, tüneller kazmıştır. Ancak hep beraber bir düşünelim şimdi; insanoğlunun şu anki tüm teknolojik birikimi ve gücü – hepimizin bildiği için onu örnek gösteriyorum- bir ‘Peri Bacası’ yapabilir mi? Ya da bir ‘Gürleyik Şelalesi’ imal edebilir mi? Ya da bir ‘Tazı Kanyonu’ yaratabilir mi? Bunlar çok spesifik örnek diyorsunuz, bu metnin konusu olan Çanakçı Deresinden örnek vereyim. Ekte resimlerini sunduğum onlarca gölden biri olan bir ‘Akmaz Gölü’nü, Bir Üvezli Gölü’nü ya da bir Ketenlik Gölü’nü’ yapabilir mi?(Ek 1) Yapamayacağını hepiniz biliyorsunuz, bizim gibi… Peki, o halde nedendir bu ‘Allah’ın İradesine’ şirk koşma gayreti? Nedendir doğanın milyonlarca yılda yarattığı bu dengeyi mahvetme isteği?

Yaşayan bir organizmanın ölüm fermanı: Regülatör yapılmak istenen Çanakçı Deresi hasta mı ki, üzerinde ki 7 km’lik bölüm bypass edilmek istenmektedir? Yüksek kar ve ekonomik amaç için denilen bu girişimle, tıpkı bir insandaki atardamar gibi olan Çanakçı Deresinin 7 km’lik bölümü yok edilerek, suyunun 5-6 km’lik tünele sokulmasının açıklaması ne olacaktır? Yaşayan bir organizmanın ölüm fermanı dışında ne anlam ifade edecektir?

Çanakçı 4 HES 4 kez bypass edildi: Çanakçı Deresinin toplam uzunluğu 35-40 km’dir. Ortalama yüksekliği 2000 m. olan Sis Dağı ve Kızılali Dağı’ndan beslendiğinden, mayıs ayında karların erimesinden sonra havza sadece yağmur ile beslenmektedir. Bu nedenle özellikle yaz ve sonbahar mevsimlerinde debisi oldukça düşmektedir. Dere üzerinde mevcut 4 tane Hes bulunmakta ve bu 4 Hes’in toplam tünel/ cebriboru uzunluğu 7520 m. ‘dir. ( Ek 2) Yani Çanakçı Deresi zaten 4 kez bypass ameliyatı geçirmiş ve atardamarın 7520 m‘lik bölümü yok edilmiştir.

Dere 4 HES ile doğal dengesine 4 darbe yemişti zaten: İnsanoğlu tecrübeyle bakidir. Ancak aptal insanlar tecrübeden ders çıkaramazlar. Çanakçı Deresi mevcut 4 Hes nedeniyle doğal dengesine 4 darbe yemiştir zaten. Bu bölümlerde dere artık o eski dere değildir. Ne dereye özgü kırmızı benekli alabalık, ne bıyıklı balık, ne yassı hasan balığı kalmış, ne de vadi için olmazsa olmaz olan buharlaşma kalmıştır. Habitat tamamen bozulmuş, içinden kan dolaşmayan damar gibi kurumuş, kavruklaşmıştır. Mevcut 4 tane Hes’ten öncesine ve sonrasına ait olan resimlere baktığımızda, bu durum apaçık ortaya çıkmaktadır.

Beşinci HES derenin 7 km’lik bölümünü bypass edecek: Yapılmak istenen son Hes ile derenin tamamen yok edilmesi gerçekleşecektir. Şöyle ki; yapılmaya çalışılan Hes, Çanakçı merkez ile Karabörk Köyü arasında ki 7 km’lik kısmı kapsamaktadır. Bu kısımda dere yarım ay gibi 7 km’lik bir güzergâh izlemekte ve içinde 40’dan fazla büyük göl ve sayısız küçük göllerden oluşmaktadır. Bazı göllerin derinliği 8-10 metreyi bulmakta, derin kanyonlar oluşturmaktadır. Hes ‘Karabörk Köyü’ çıkışında derenin suyunu 5-6 km’lik tünele sokmayı planlamakta ve Çanakçı merkez girişinde tünelden gelen bu suyu Regülatöre vermeyi amaçlamaktadır. Yani derenin 7 km’lik bölümü bypass edilecektir. Şirket, başvuru raporunda da yer alan şu savunmayı yapacaktır doğal olarak: Dereye %10 can suyu vereceğiz!

Deren fidan değil ki can suyuyla yaşasın: Peki, ‘Can Suyu’ kavramı ne anlama gelir? Hepimizin bildiği şey, yeni dikilen fidanın köklerinin toprakta yaşaması için verilen ilk sudur. Yani fidanın ölümünü engellemek için yapılan ilk su verme eylemidir. Oysa unutulan bir şey vardır burada. Dere fidan değildir ki, can suyuyla yaşaması sağlansın… Verilmesi, ‘bir lütuf olarak lanse edilen Can Suyu’ zaten derenin içindedir ve geri kalan su dereden çalınarak yaşaması istenmektedir. Bu nasıl bir vicdansızlıktır! Bu savunma neye benzer biliyor musunuz: Ölümü gösterip sıtmaya razı etmek gibidir. Yavuz hırsızın ev sahibini bastırması mantığı gibidir.

Bir insan vücudunun 2/3’ü sudan oluşur ve insan bir günde 2 litre su içmek zorundadır, hayatını sağlıklı idame ettirmek için. Şimdi düşünün, ben her gün size 2 litre su değil de bunun % 10’u olan 200 mililitre su verdiğimi ve bununla hayatınızı idame ettirmeye çalıştığınızı… Hemen ölmezsiniz ama her gün vücudunuz yavaş yavaş tükenecek gün be gün direnciniz azalacak ve sonunda öleceksiniz. İşte bu dereyi 7 km % 10 can suyuna mahkûm etmek, bu anlama gelir; hemen değil ama yavaş yavaş acı çektirerek tüketmek, öldürmek…

Hiçbir ekonomik gaye bir dereyi öldürmeyi haklı kılmamalıdır: İnsanoğlunun hiçbir ekonomik gayesi bir dereyi göz göre göre öldürmeyi haklı kılmamalıdır. Bilinmelidir ki ölecek olan yalnız dere olmayacaktır bu süreçte, vadi içinde yaşayan tüm insanlar, canlılar, kültür, gelenek, görenek ölecektir, kaçınılmaz olarak.

Doğadaki hiçbir canlı ihtiyacından fazla tüketmez, bir istisna hariç: Doğadaki hiçbir canlı ihtiyacından fazla tüketmez. Hiçbir canlının bankada parası, onlarca evi, katı, yatı bulunmaz. Bir tek istisnası vardır; varoluş gayesini unutan insanoğlu. Aslına bakarsak, hiçbirimiz günde 3 öğünden fazla yemek yiyemeyiz, bir günde 3-5 elbise giyemeyiz, gece 5-10 yatak değiştirmeyiz, ya da bir günümüzü 3-5 evde geçirelim demeyiz. Doğamız gereği mütevaziyiz, kanaatkârız. Peki bizleri tüketmediğimiz, tüketemediğimiz, onlarca elbiseyi almaya sevk eden, birden fazla ev, araba almaya iten, hesaplarımızda ki paraları, altınları sürekli arttırma isteğine iten sebep nedir? Topu topu 70-80 yıllık bir ömür içinde, nedendir kullanamayacağımız bunca şeye sahip olma açgözlülüğü? Oysa daha yeni tecrübe etmedik mi, süper lüks evlerin, katların, plazaların, villaların, bizi mutlu etmediğini… Pandemi nedeniyle 2 aydır evlerimizde kalmak zorunda olduğumuzda, hapsolunmuş hissine kapıldığımızı… Binlerce lira döküp satın aldığımız mobilyaların, eşyaların ruhumuzu daralttığını… Neden bir dere kenarına, bir orman içine, bir yeşil alana gitme isteğimizi yok etmedi bunca sahip olduğumuz şeyler?

Sözcüklerin her biri bu coğrafyanın bir evladının çığlığıdır: Sayın karar vericiler; sözcüklerimin her biri, bu coğrafyanın suyunu içmiş, deresinde yüzmüş, toprağında beslenmiş, yağmurunda ıslanmış bir evladının çığlığıdır. Lütfen duyun ve kendi geçmişinizi, ailenizi, atalarınızı düşünün. Annelerinizden ilk emdiğiniz sütün, ağzınıza koyulan ilk lokmanın, sırtınıza örtülen ilk battaniyenin hayatın bir deviniminin gereği olduğunu, her birinin bir ruh, bir kültür, bir felsefe taşıdığını hissedin. Şimdi yazının başında ki 2. cümleyi okuyun lütfen. ‘Bir dere bir vadi için ne anlam taşır?’ Bu dere sadece bir dere değildir. Bu vadi için ‘o ilk emilen süt’ gibidir, üstümüze örtülen ilk örtü, boğazımızdan geçen ilk lokma gibidir. Bu dere bu vadinin ruhudur, kültürüdür, maneviyatıdır. Sanır mısınız bu Hes’ten sonra ‘Çanakçı’dan aşağı in dereye dereye / Neyleyim İstanbul’u aşığım Görele’ye’ türküsünü söylemenin bir anlamı olacağını, Sanır mısınız ‘Akmaz Gölünün saylarından çocukların bir daha balıklama dereye atlayabileceğini? Sanır mısınız göllerin derinlerinde ki taranlarda yuva yapan kırmızı benekli alabalıkların yumurtlayabileceğini? Sanır mısınız daha geçen ay hepimizi heyecanlandıran su samurlarının göllerin kuruduğunda yuva yapıp yaşayabileceğini?

Hiç sanmayın, çünkü hiçbirinin olma şansı kalmayacak! Bu film daha önce onlarca kez oynandı ve sonuç değişmedi. ‘Bir kez daha deneyelim bu kez sonuç değişir’ umudunu dikte etmeyin sakın bize. Değişmeyecek…

4 HES 36 Bin KW saat elektrik üretiyor, Çanakçı’nın yıllık tüketimi 5 bin KW: Şimdi ben size mevcut 4 tane Hes’in ürettiği toplam elektriğin 2019’da 36.180.000 kW saat ve toplam 6400 nüfusa sahip Çanakçı ilçesinin yıllık elektrik tüketiminin 5.000.000 kW saat olduğunu söylesem, sadece Çanakçı iletişim hatlarında, hat kayıpları ile kaçak kullanım miktarının yıllık 390.000 kW saat olduğunu desem, mevcut 4 Hes’in % 10 can suyu verip verilmediğinin denetlenmediğini, inisiyatifin tamamen Heslere bırakıldığını söylesem bir anlam ifade edecek mi? Evet diyorsanız yazdıklarımızın hepsi doğru ve proje sahibi şirketin raporunda önlem olarak söylediği her şey de yalandır. Ne balık göçüyle ilgili çözümü, ne tünelden çıkacak yüzbinlerce m3 harfiyat için döküm alanı ne % 10 can suyu taahhüdü doğru ve gerçekçidir. Sadece ÇED olumlu raporu alıncaya kadar çizdiği pembe tablo vardır. En basit örmeği; tünele sokulan suyun oksijeni biter, asla alabalık o suda yaşamaz, çağlayanı kaybolan bir derede alabalık göç edemez. Ancak bu saydıklarımın hiçbirinin bir değeri yoktur, para daha çok para hırsıyla yanıp tutuşan bir insanın aç gözlülüğünde ne yazık ki…

Sizlerden sadece empati istiyoruz: Kişisel olarak ülkenin enerji politikasını belirleme hak ve yetkisine sahip değilim. Ancak bu ülkenin bir yurttaşı olarak, bir aydını olarak söyleyebilirim ki, bu dereye kurulan/ kurulacak olan hiçbir Hes’in ürettiği elektriğe bu ülke muhtaç değildir. Allah’ın güneşi her gün üzerimizde doğuyorsa, bunu değerlendirmek bin derenin suyunu tüketmekten daha verimli, daha insanı ve daha vicdanidir. Son söz olarak sizlerden sadece empati istiyoruz. Şu an binlerce yumurtasını bırakacak olan kırmızı benekli alabalık yerine, çılgın çocuklar gibi oynayan su samurları yerine, derenin kenarında ağzına sağ avucuyla su verip abdest alan 80’lik dedenin yerine, ilk yüzmesini bu göllerde öğrenen benim gibi binlerce çocuğun anıları yerine, ağacıyla/dalıyla/ karacasıyla/kelebeğiyle ve tüm börtü böceğiyle yaşayan bu vadi yerine empati duymanızı bekliyoruz ve hatırlamanızı diliyoruz…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz