Ana Sayfa Sağlık Halk sağlığı uzmanı Prof. Dr. Pala: “Pandemi sermaye istekleriyle yönetiliyor, normalleşme yaşanmıyor...

Halk sağlığı uzmanı Prof. Dr. Pala: “Pandemi sermaye istekleriyle yönetiliyor, normalleşme yaşanmıyor işyerleri açılıyor”

Koronavirüs salgınına karşı alınan önlemler bir bir gevşetiliyor. Halk sağlığı uzmanı Kayıhan Pala, hükümetin "normalleşme" adımlarını "yeniden açılma" olarak değerlendirerek, Türkiye'de pandemiyle ilgili kararların bilimsel verilere göre değil, sermayenin isteklerine göre alındığını belirtiyor. 

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 28 Mayıs’ta iç turizmin, Haziran ayının ikinci yarısında da uluslararası turizmin başlayabileceğini söyledi. Bu açıklamalar, şehirlerarası seyahat kısıtlamasının 28 Mayıs’tan önce kalkacağı anlamına da geliyor. Uludağ Üniversitesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kayıhan Pala, süreci “normalleşme” değil “yeniden açılma” olarak değerlendiriyor. Pala, geçtiğimiz günlerde Sağlık Bakanı tarafından açıklanan temel üreme katsayısına dikkat çekerek, oran 1,56 gibi bir seviyedeyken turizmin başlayacağı açılmasının kafa karıştırıcı olduğunu belirtiyor. Türkiye’de pandemiyle ilgili kararların bilimsel verilere göre değil sermayenin isteklerine göre verildiğini söyleyen Pala, birinci dalga bitmeden dalgalanmaların devam edeceği öngörüsüne sahip olunabileceğini vurguluyor.

Uludağ Üniversitesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kayıhan Pala, Bakan Ersoy’un açıklamalarını ve süreci Gazete Rüzgârlı’ya değerlendirdi.

Prof: Dr. Kayıhan Pala: ‘Normalleşme’ değil ‘yeniden açılma’

Prof. Dr. Kayıhan Pala, sürecin normalleşme değil yeniden açılma olduğuna dikkat çekerek “Turizmin başlaması da içinde olmak üzere ‘yeniden açılma’ yani kapanan yaşam alanlarının, ticari alanların yeniden açılmasına ilişkin sürecin epidemiyoloji biliminin verileri doğrultusunda yönetilmesi gerekir. Dünya Sağlık Örgütü, özellikle salgının kontrol altına alındığından emin olunduktan sonra bu sürecin planlanmasının önemli olduğuna vurgu yapıyor. Türkiye açısından bakıldığında günlük olgu sayıları, ölüm sayıları, iyileşme sayıları, test sayıları gibi rakamlar var olmakla birlikte, örneğin iller arasındaki farklılıklar, yaş grubuna göre farklılıklar, risk grubuna göre farklılarla ilgili Sağlık Bakanlığı henüz veri açıklamadı. Dolayısıyla bunlar üzerinden salgının kontrol altında olup olmadığını, özellikle yerleşim yerlerine göre, değerlendiremiyoruz” diye konuştu.

“Temel üreme sayısı birin üzerindeyken turizmin başlayacağı açıklaması kafa karıştırıcı”

Birkaç gün önce Sağlık Bakanı’nın temel üreme sayısı diye bilinen R0 değeri için 1,56 rakamını açıkladığını hatırlatan Pala, şunları söyledi:

“Bu oran henüz bir kişinin ortalama olarak 1,56 kişiye hastalığı bulaştırmakta olduğunu gösterir. Oysa dünyada kabul edilen, R0 değerinin, daha doğrusu zamana göre belirlenmiş üreme katsayısının birin altına inmiş olmasıdır. Kabaca, şu anda Bakan’ın söylediği 100 kişi 156 kişiye hastalığı bulaştırıyor. Dolayısıyla 100 kişi iyileşse dahi bulaştırdığı kişi sayısı 100’ün altına düşmediği için salgın sürüyor anlamına gelir. Ne zaman ki 100 kişi 99 kişi ve daha aşağıda kişiye bulaştırmaya başlar o zaman bir süre sonra hasta sayısının azalacağı, böylece salgının kontrol altına alınabileceği anlaşılmış olur. Temel üreme sayısı birin üzerindeyken özellikle 1,56 gibi epeyce üstündeyken salgının kontrol altına alınmadığını anlıyoruz. Bu koşullarda da iki hafta sonra turizmin başlayacağı böylece toplumsal hareketliliğin azaltılmasına dönük alınan tedbirlerin, örneğin şehirlerarası seyahat kısıtlaması, kaldırılacağı açıklamaları kafa karıştırıcıdır.”

“Türkiye’de pandemiyle ilgili kararlar sermayenin isteklerine göre veriliyor”

Turizmin başlaması için açıklamanın Sağlık Bakanı yerine başka bir bakan tarafından yapılmasının dikkat çekici olduğunu vurgulayan Pala, konuyla ilgili şu değerlendirmeleri yaptı:

“Sağlık Bakanı’na futbol maçlarıyla ilgili sorular sorulduğunda kendilerinin ve Bilim Kurulu’nun böyle bir önerisi olmadığını söylemişti. Aynı şey 11 Mayıs’ta açılan AVM’ler için de geçerli olmuştu. Bu kararın arkasında biz Bilim Kurulu’nun olmadığını anlamış oluyoruz. Dolayısıyla anlaşılıyor ki Türkiye’de pandemiyle ilgili kararlar bilimsel verilere göre değil sermayenin isteklerine göre verilir duruma dönmüştür. Buradan hareketle daha birinci dalga bitmeden dalgalanmaların devam edeceği öngörüsüne sahip olabiliriz.”

“Sıcaklıkların pandeminin sönümlenmesinde ciddi bir katkı yapması gündemde değil”

Şu ana kadar eldeki bilgilere göre Koronavirüslerin sıcaktan etkilenme potansiyeline sahip olduğunu ancak bu pandemi sırasında Brezilya, Meksika, Afrika ve Avusturalya gibi sıcaklığın çok yüksek olduğu yerlerde de hasta görülüyor olmasının bu pandeminin sönümlenmesine ciddi bir katkı yapabilme ihtimalini pek fazla gündeme getirmediğini söyleyen Pala, “2012’de yaşanan MERS salgınının, Suudi Arabistan gibi çok sıcak bir yerden başlamış olduğunu da unutmamak gerekir. Dolayısıyla sıcaklığın bir miktar etkide bulunması mümkün, daha önceki deneyimlerden elde ettiğimiz bilgilere göre, ancak virüsün dolaşımını çok fazla etkilemediğimiz müddetçe, virüs yükü yüksek olduğu müddetçe sıcaklığın tek başına bu pandeminin ortadan kaldırılması için güçlü bir araç olacağını beklememek gerekir” diye konuştu.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz