Koronavirüs salgının önüne geçmek için sıkı tedbir alınan ülkelerde birtakım değişiklikler dikkat çekiyor. Salgın, kısıtlamalara giden ülkelerde kirlilik ve sera gazı emisyonlarında hissedilir bir düşüşe katkıda bulunuyor.
İtalya’daki sokağa çıkma yasağının ardından, teknelerin durması ile Venedik’teki bulanık kanalların netleşmeye başladığı ve balıkların görünür olduğu fark edildi. Sosyal medyada yayılan kanal görüntüleri ile birlikte, Koronavirüsün iklim krizini önlemede önemli bir rol oynayıp oynamadığı tartışılmaya başladı.

Uydu gözlemleri, geçici önlemlerin zararlı emisyonlarda da önemli düşüşlere neden olduğunu gösterdi. NASA ve Avrupa Uzay Ajansı tarafından işletilen kirlilik izleme uyduları, karantinanın yürürlüğe girdiği Şubat ayında iki hafta boyunca Çin üzerindeki hava kirliliğinde ciddi düşüşler gözlemledi.
Nitrogen dioxide over #China has dropped with the coronavirus quarantine, Chinese New Year, and a related economic slowdown. https://t.co/URfLNy0GZJ #NASA #COVID2019 pic.twitter.com/PM60uL772K
— NASA Earth (@NASAEarth) March 4, 2020
Çin’in ardından Koronavirüs pandemisinin merkezi haline gelen İtalya üzerinde de kirlilik seviyeleri benzer şekilde azaldı. Stanford Üniversitesi’nden araştırmacılar Çin’da hava kirliliğinin azalmasının prematüre bebeklerde hava kirliliğine bağlı ölümü azalttığını söyledi.
Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) Başkanı Baran Bozoğlu ise çevre sorunlarının azaldığını söylemenin gerçekleri görmemizi engelleyeceğini savunuyor.
Bozoğlu, çevreye korona izolasyonu etkisine ilişkin Gazete Rüzgârlı’nın sorularını yanıtladı.
Bozoğlu: “Koronavirüsün çevre sorunlarını azalttığını söylemek gerçekleri görmemizi engelleyebilir”
ÇMO Başkanı Baran Bozoğlu, bütün bunların çok iyimser yorumlar olduğunu belirtiyor. Bozoğlu, sokakta ve doğadaki insan faaliyetinin azalması ile birlikte kentteki canlıların farklı bir yapı içerisine bürüneceğini vurgularken doğanın kendi kendini yenileme kapasitesi olduğunun da altını çiziyor. Bozoğlu, “İnsan hayatının yoğun olmadığı bölgelerde bir iyileşmenin söz konusu olabilir. Fakat bunun sonuçlarını görmeye başladığımızı söylemek için çok erken” diyor.
Bozoğlu’nun Venedik’teki kanalların durumunu ilişkin değerlendirmesi de şöyle: “Derelerin ıslah edilerek yapılaşmanın yapıldığı ve betonun ve insan müdahalesinin yoğun olduğu bir kentteki kanallarda birkaç tane balığı görüyor olmak çevre sorunlarının azaldığı anlamına gelmez.”
Here's an unexpected side effect of the pandemic – the water's flowing through the canals of Venice is clear for the first time in forever. The fish are visible, the swans returned. pic.twitter.com/2egMGhJs7f
— Kaveri 🇮🇳 (@ikaveri) March 16, 2020
21. yüzyılın ilk çeyreğinde çevre sorunlarının çok daha kaotik durumda olduğunu belirten Bozoğlu, “Bugün yaşadığımız Koronavirüs salgını da aslında bir çevre problemi. Bütün toplum ve halk sağlığı sorunlarının temelinde çevre sorunları yatar. Kent içerisindeki birkaç olay üzerinden doğa kendisini yeniledi ve Koranavirüs çevre sorunlarını azalttı demek yeterli bir yaklaşım olmayacaktır. Bu çok iyimser bir bakış açısı olacaktır ve bazı gerçekleri görmemizi belki engelleyebilir” diyor.
“Hava kirliliğinin azalması doğalgaz kullanımına bağlı da olabilir”
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Sürekli İzleme Merkezi’ndeki istasyon verilerine göre, Koronavirüs vakasının Türkiye’de görülmediği 5 Mart ile 19 Mart arasındaki hava kirliliği oranlarında dikkat çeken bir fark gözlemlendi. Orta ve hassas derecede ölçülen hava kalitesi, 19 Mart itibariyle iyi kalite olarak ölçüldü. Yoğun trafik sebebiyle yoğun hava kirliliği görülen İstanbul’un hava kalitesi orta seviyeden iyi seviyeye yükseldi.


Bozoğlu bu durumu “Zaten hava sıcaklığı Aralık, Ocak, Şubat aylarına göre ısındı, daha da ısınmaya devam edecek. Havanın ısındığı dönemlerde evlerde doğalgaz ve kömür kullanılımın az olması nedeniyle zaten azalır” diye yorumluyor. Bozoğlu, değerlendirme yapılırken geçmiş yıllardaki aynı döneme denk gelen atmosferik koşulların göz önünde bulundurulması gerektiğini de hatırlatıyor.
“Ulaşımdan kaynaklı hava kirliliği azalmaları mevcut.”
Kent merkezlerinde hava kirliliğinin ulaşımdan kaynaklı olan kısmının azaldığının altını çizen Bozoğlu şunları söylüyor: “Ankara gibi bir kentte hava kirliliğinin 2009 yılında yapılan bir projeye göre yüzde 35 oranında ulaşımdan kaynaklı olduğu tahmin ediliyor. Örneğin Sıhhiye bölgesi, Bahçelievler, Keçiörenin belli bölgeri gibi trafiğin yoğun olduğu noktalarda, hava kirliliğinin trafikten kaynaklı olarak fazla olduğunu biliyoruz. Bunun azalmasıyla beraber kuşkusuz bir düşüş olacak.”
Mevcut düşüşlerin Türkiye’deki kent merkezlerinin havasının tertemiz olduğu anlamına gelmediğini vurgulayan Bozoğlu, hava kirliliğinin devam ettiğini belirtiyor. Kentlerimizdeki hava kirliliğinin Dünya Sağlık Örgütü’nün ve ulusal sınır değerlerinin çok üzerinde olduğunu ileten Bozoğlu, hava kirliliğinin sadece trafiğin azaltılmasıyla çözülemeyeceğini dile getiriyor.
“Eve kapanmanın olumsuz yanları da olabilir.”
İnsanların eve kapanmasının olumsuz yanları olduğuna da dikkat çeken Bozoğlu, gündüz vaktindeki evlerdeki ısınma ihtiyacı arttıkça ısınmadan kaynaklanan hava kirliliğinin artabileceğini söylüyor. Bozoğlu, “Evlerdeki enerji verimliliği düşük bir ortamda elektrik tüketimi veya bazı başka tüketim alışkanlıklarında artma olabilir, bunları şu an öngöremiyoruz. O yüzden birkaç gün üzerinden bir iklim değişikliği krizini çözüm olduğunu söylemek de yine çok iyimser bir bakış açısı olacaktır” diyor.
Sanayi tesislerinin hala üretmeye devam ettiğinden bahseden Bozoğlu, Çevre Şehircilik Bakanlı’nın Koronavirüsü tedbirleri kapsamında şu anda ölçümleri durdurulmuş durumda olduğunu iletiyor. Bozoğlu, durumu şöyle yorumluyor: “Denetimli ölçüm şu anda bacalarda yapılmıyor. Yani bunun ne gibi etkileri olacağı göz önünde bulundurmadan direkt hava kirliliği Koronavirüsüyle azalacak demek çok bilimsel olmayacaktır.”
İklim değişikliğinin nedeninin sera gazı emisyonları olduğundan bahseden Bozoğlu, “Sera gazı emisyonlarının dayanağı fosil yakıtlardır. Fosil yakıt kullanımı azaldığı zaman sera gazı emisyonları miktarı da azalır. Uçuşların da şu an azalmış olması bu alanlardan bu sektörlerden çıkan sera gazı emisyonlarını kuşkusuz azaltacaktır” diyor.
Bozoğlu, insanların daha az tüketmesi ve trafiğin azalması durumlarında hem iklim krizi hem de çevre sorunlarında bir azalma olacağının görüldüğünü söylüyor. Bu durumun şu an pratik bir zorunluluk üzerinden pratik ederek izlenebildiğini belirtiyor. Hava kirliliğinde görece azalma öngörülebileceğinin altını çizen Bozoğlu, hava kirliliği sorununun Türkiye’de tam anlamda çözülmüştür denemeyeceğini vurguluyor.
İnsanların salgın nedeniyle hayatlarının bir anda alt üst olabileceği düşüncesine kapılabileceğini söyleyen Bozoğlu, kitlelerin geleceği çok da düşünmeden sadece bugünü düşünerek yaşamayı bir tercih haline getirebileceğini belirtiyor. Bozoğlu, “Gelecek korkusu olan insanların da günübirlik yaşama kaygısına düşüp doğayı ve gelecek nesilleri tehlikeye atma riski oluşabilir mi? Bence bunun da sorgulanması gerekiyor. Çünkü Koronavirüs psikolojisinin irdelenmesinin özellikle çevre sorunları açısından önemli bir araştırma gerektireceğini düşünüyorum” diyor.





