“İklim krizi” anlamına gelen “climate emergency” ifadesi, Oxford Sözlüğü tarafından 2019’un kelimesi seçildi. “İklim krizi”nin 2019 senesinde en belirgin şekilde tartışılan terim haline geldiğini belirten Oxford Sözlüğü, kullanımının geçtiğimiz yıl yüzde 10,796 arttığını belirtti.
Sözlükte “iklim krizi” şu şekilde tanımlanıyor: “İklim değişikliğini azaltmak veya durdurmak ve bundan kaynaklanabilecek geri dönüşümsüz çevresel zararları önlemek için acil önlem alınması gereken bir durum.
İklim krizinin tanımladığı iklim acil durum bildirisi, ilk kez Aralık 2016’da yapıldı. Bu tarihten itibaren 1250 yerel yönetim ve 25 ülke iklim krizi ilanı verdi. Bu ilanın verilmesi, hükümetin küresel ısınmanın var olduğu ve iklim değişikliği için alınan önlemlerin yeterli olmadığını kabul ettiği anlamına geliyor.
2019 senesinde “iklim krizi” anlamında gelen “climate emergency”, “sağlık acil durumu” anlamına gelen “health emergency”den üç kat daha fazla kullanıldı. Oxford Sözlüğü, yılın kelimesini seçerken geçen yılın ruh halini ve kaygılarını yansıtmaya odaklandığını belirtti. Sözlüğe göre seçilen sözcük kültürel bir öneme sahip olup kalıcı bir potansiyele sahip olmalı.
İklim değişikliğinin sözcük kullanımına olan etkisi dikkat çekti
Oxford Sözlüğü’ne göre, “iklim krizi” 2019 senesinde kullanım yüzdesi artan tek ifade değil. İklim değişikliğinin artışı ile iklim krizi dünyanın birçok yerinde tartışma konusu haline geldi. Bu sebeple 2019’da en çok kullanılan ifadeler, iklim değişikliğinin çarpıcılığını gözler önüne serdi. Sözlüğün değindiği tanımlar şu şekilde:
Climate Action (İklim Eylemi)
“Küresel ısınmanın dünya iklimi üzerindeki etkisini sınırlamak için bir kişi, kuruluş veya hükümet tarafından karbondioksit ve diğer sera gazlarının emisyonunu azaltmak veya bunlara karşı koymak için alınan önlemler”
İfadenin kullanımında yüzde 266 artış gözlemlendi. Eylül ayında dünyanın her yerinde yapılan iklim mitingleri ile birlikte kullanımın büyük ölçüde arttığı belirtildi.
Climate Crisis (İklim Buhranı)
“Küresel iklimde son derece tehlikeli, geri döndürülemez değişiklikler tehdidi ile karakterize edilen bir durum”
İklim bilimi ve medya raporlamasında iklim değişikliği için bilimsel olarak daha sağlam bir terim olduğu ifade edildi. Sözlüğe göre 2019 senesinde 26 kat fazla kullanılan bu tanım giderek daha sık tercih ediliyor.
Climate Denial (İklim Reddi)
“İnsan faaliyetinin neden olduğu iklim değişikliğinin meydana geldiği veya insan refahı ve medeniyeti için önemli bir tehdit oluşturduğu önermesinin reddedilmesi”
Sözlük, bu tanımın 2019 senesinde yüzde 153 daha fazla kullanıldığını belirtti. İklim bilimi raporları hakkındaki tartışmalar ve siyasi figürlerin tepkilerle birlikte yüzdenin arttığı ifade edildi.
Eco-anxiety (Eko-anksiyete)
“Çevreye insan faaliyeti ve iklim krizi tarafından verilen ve verilecek olan zarar konusundaki aşırı endişe”
2019 yılında kelimenin kullanımında yüzde 4,290 artış kaydedildiğini belirten sözlük, bu söylemin özellikle gençler arasında yaygınlaştığını söyledi. Tanım, iklim krizinin akıl sağlığı üzerindeki etkisine değinen metinlerde de kendine yer buldu. Ruh sağlığı uzmanlarına göre semptomlar klinik kaygı ile aynı olsa da, endişe nedeni mevcut iklim bilimi raporlarına rasyonel bir cevap olduğu için bu durum ruh sağlığı uzmanları tarafından zihinsel bir bozukluk olarak görülmüyor.
Ecocide (Çevre Tahribatı)
“Kasıtlı veya ihmalkar insan eylemiyle doğal çevrenin tahrip edilmesi”
İklim krizi kullanımının artmasıyla ve insanların bu konuda harekete geçmesiyle birlikte ifadenin kullanımında yüzde 680’lik artış gözlemdi.
Extinction (Yok Olma)
“Bir türün, ailenin veya diğer bir grup hayvan veya bitkinin neslinin tükenmekte olması”
İnsan faaliyetleri sebebiyle dünyanın biyoçeşitliliğinin çöküşü hakkında bilimsel analizler rapor edildiği için, 2019 senesinde tanımın kullanımında yüzde 681’lik artış gözlemlendi. BM’nin Küresel Değerlendirme Raporu, ‘insan eylemlerinin şimdiye kadar olduğundan daha fazla küresel tükenme ile daha fazla türü tehdit ettiğini’ belirtti.
Flight Shame (Uçuş Ayıbı)
“Uçak gazlarının ve diğer kirletici maddelerin zararlı emisyonu nedeniyle hava yoluyla seyahat etmekte isteksizlik veya bunu yaparken duyulan rahatsızlık”
Sözlüğe göre 2019’da kullanımının yüzde 182 arttığı bu ifade, globalleşmeden önce İsveç’te “flygskam” olarak kullanılmaktaydı. Karbon ayak izine dikkat çekilmesi ile birlikte, karbon yoğunlukta olan hava yolculuğu yerine diğerleri tercih edilmeye başlandı ve giderek artan hava yolculuğu talebini azaltmak için “sık uçan yolcu vergisi” önerileri sunuldu.
Global Heating (Küresel Isıtma)
“İnsan faaliyetinin neden olduğu iklim değişikliğinin ciddiyetini ve acil olarak ele alınması gerektiği ihtiyacını taşıması için ‘küresel ısınma’ yerine kabul edilen bir terim”
Sözlüğe göre bu kullanım 2019’un rekor kıran sıcakları ile birlikte yüzde 18,358’lik artış gösterdi.
Net-zero (Net Sıfır)
“Emisyonları azaltarak ve atmosferden karbondioksiti absorbe etme yöntemlerini uygulayarak, insan faaliyetinin ürettiği sera gazı miktarını tamamen ortadan kaldırma hedefi”
Haziran 2019’da İngiltere, “Net-zero” kanununa geçen ilk büyük ekonomi olurken 60’tan fazla ülke 2050’ye kadar net sıfır emisyon elde etme sözü verdi. Bu hedefe ulaşmak için acil harekete geçmek gerektiği için, hangi eylemin yapılması konusundaki tartışmalar, tanımın kullanımına yüzde 992’lik artışta bulundu.
Plant-based (Bitki Bazlı)
“Hayvanlardan ziyade büyük ölçüde sebze, tahıl, bakliyat veya bitkilerden elde edilen diğer gıdalardan oluşan (gıda veya diyet)”
Sözlük, laboratuvarda yetiştirilen tavuklardan etsiz burgerlere kadar artan tartışmalar ile temiz et, et alternatifleri, vejetaryenlik ve veganlık trendlerinin ifadenin kullanımına yüzde 144 artış sağladığını belirtiyor. Ağustos ayında Amazon yağmur ormanlarının kapsamında, sığır eti için yüksek küresel talep ve sürdürülebilir alternatifler hakkında konuşan insanların dalgalanması zararlı tarım uygulamalarına yeniden dikkat çekti.
(Veri görselleştirme: Cemgazi Yoldaş)





